Ankara Bakü

Azerbaycan Türkiye ilişkileri üzerine değerlendirme

Azerbaycan Türkiye ilişkileri üzerine değerlendirme

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri dostluk ve kardeşlik üzerine kuruludur. Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından Türkiye ile ilişkiler her alanda istikrarlı bir şekilde gelişmektedir. Bugünkü ilişkilerimiz de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Azerbaycan’ın acısı kederimizdir, sevincimiz sevincimizdir” ve milli liderimiz Haydar Aliyev’in “Biz bir milletiz, iki devletiz” felsefesine dayanmaktadır.

Azerbaycan ve Türkiye’nin tarihi, ulusal, dini ve kültürel kökleri vardır. Her zaman manevi bir bağımız oldu. Sovyetler Birliği’nde geçirdiğimiz 70 yıl, Türkiye ile ilişkilerin kurulmasını sınırlandırsa da, halk bu sevgiyi her zaman kalbinde yaşadı. Hatırlıyorum, gençliğimizde tüm kısıtlamalara rağmen Türk sanatçıların elde etmekte zorlandığımız şarkılarını gizlice ve özlemle dinliyorduk. Eminim Türk insanı da ayni özlemi yaşamıştır.

Bugün bağımsız devletler olarak ilişkilerimiz dostluk, kardeşlik ve stratejik ittifak ilkelerine dayanmaktadır. Bugün, tarihi köklere ve kardeşliğe dayanan Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, siyasi, ekonomik, ticari, insani, askeri ve diğer tüm alanlarda en üst düzeydedir. Her iki ülke de uluslararası arenada birbirini açıkça desteklemektedir. Halklarımızın aynı soy, dil, din, kültür ve daha birçok bağa sahip olması bu iki ülkeyi her zaman yerli kılmış, sevinçlerimiz ve üzüntülerimiz hep aynı olmuştur.

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri sağlam bir temele sahiptir. Tarihsel dostluk, karşılıklı güven, samimi ilişkiler ve yüksek stratejik ortaklık temelinde kurulan Azerbaycan-Türkiye ilişkileri sürekli güçleniyor. Bugün ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, her iki ülkenin liderliğinin izlediği maksatlı politikanın mantıklı bir sonucu olarak daha yüksek bir seviyeye ulaşmakta ve birçok alanda niteliksel olarak yeni bir seviyeye taşınmaktadır. Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin yüksek düzeyde gelişmesi, sadece bu ülkelere değil, aynı zamanda bölgenin genel gelişimine ve istikrarına da önemli katkı sağlamaktadır.

Azerbaycan-Türk kardeşliğini ve işbirliğini her alanda sürdürülebilir şekilde geliştirmeyi başaran Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçek kardeşliği devletlerarası düzeyde olduğu kadar kişisel ilişkilerde de sergilemeleri çok değerlidir. İki ülkenin liderleri, çeşitli uluslararası etkinliklerde her zaman gerçek bir karşılıklı destek örneği oluşturdular.

30 yıl önce Ermenistan tarafından işgal edilen Azerbaycan topraklarının 2020 yılında Ermeni saldırganlarından kurtarılması sırasında Türkiye devleti ve Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan’a sağlanan manevi ve diplomatik destek, kelimenin tam anlamıyla özgür kardeşlik kutlamasıydı. Büyük Vatan Savaşı sırasında, Türkiye’nin tüm devlet yapıları, tüm toplum, Azerbaycan’ın zaferi için her alanda büyük bir kararlılık gösterdi. Tüm siyasi güçler, ister iktidar, ister muhalefet partilerini temsil etsinler, Azerbaycan’ın yanında yer aldılar. Uluslararası baskılara rağmen Türkiye, kardeşlik desteği pozisyonundan geri adım atmamıştır. Bu faktörün zaferimizde büyük etkisi oldu.

Gerçekler de kardeş Türkiye’nin bölgede istikrarın sağlanmasında kilit unsurlardan biri olduğunu göstermiştir. 10 Kasım 2020’de imzalanan açıklamaya göre ateşkesi izlemek için ortak bir izleme merkezi kurulması planlandı. Türk-Rus Ortak İzleme Merkezi 30 Ocak’ta faaliyete geçti. Bu merkezin faaliyeti, Türk ordusunun buraya katılımı toplumumuzda büyük bir sevinçle karşılanmaktadır.

Türk-Rus Ortak İzleme Merkezi’nin faaliyete geçmesi, bölge için barış ve işbirliği açısından büyük önem taşıyor. Savaştan bu yana bölgedeki jeopolitik durum önemli ölçüde değişti.Türk birliklerinin bölgeye konuşlandırılması bu bağlamdadır. Kurtarılmış bölgeler, yeni jeopolitik gerçekliğin başarılı bir sonucu olarak kabul edilebilir.

Genel olarak Büyük Vatan Savaşı sırasında dostlarımızı ve düşmanlarımızı bir kez daha tanıdık: “44 gün boyunca bilgi cephesinde de savaş yoğun geçti. Batı medyasının, Rus medyasının daha çok Ermeni tarafının pozisyonunu destekleyerek dünya kamuoyunu yanıltmaya çalıştığı söylenebilir. Ancak kardeş Türk medyası bu süreçte sonuna kadar Azerbaycan’ın yanında olmuş ve gerçek gerçeğin dünyaya iletilmesinde çok değerli bir rol oynamıştır. Türk medyası çalışanları, terör eylemlerine maruz kalan çatışma bölgesi, Gence, Berda ve Terter şehirlerinden canlı yayın yaparak Ermenilerin vandal ve barbar yüzlerini dünyaya taşıdı. Süreçler göstermiştir ki, Azerbaycan ve Türkiye’ye yönelik uluslararası karşı propagandanın önlenmesi için medya alanında ortak işbirliğimize büyük ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında medya alanında stratejik işbirliğine ilişkin Mutabakat Zaptı’nın imzalanması büyük önem taşımaktadır. Belge zaten Azerbaycan parlamentosu tarafından onaylandı. Bu alanda ortak işbirliklerinin, ortak bir medya platformunun oluşturulmasının bizleri güçlendireceğine ve bizi istemeyenlere karşı mücadelemizi güçlendireceğine inanıyorum. Aynı zamanda tüm bu faktörler, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin gelecekte daha hızlı gelişeceğini ve bu sürecin geri döndürülemez olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda, mevcut gerçeklerin Azerbaycan ve Türk diasporalarının birlikte yakın çalışmasını gerekli kıldığını düşünüyorum. Son olaylar, iki kardeş ülkenin bu seviyeye yaklaşmasını istemeyen ülkelerin sayısının her geçen gün arttığını gösteriyor. Aynı zamanda dünyada güçlü bir Ermeni lobisinin olduğunu da biliyoruz. Ermenistan’ın savaş alanında ezici yenilgisini hazmedemiyorlar ve galip gelen ordumuzun 44 günlük savaşında elde ettiği zafer Ermeni lobisinin zihninde bir şok etkisi yarattı. Büyük Vatan Savaşı sırasında da yurt dışında ülkemiz hakkında olumsuz bir kanaat oluşturmaya yönelik eylem ve girişimlerine tanık olduk. Savaş bitse de mücadelenin bitmediğini düşünüyorum. Ermeniler halen Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı güçlü bir karşı propaganda yürütüyorlar. Bu açıdan Azerbaycan ve Türk diaspora kuruluşlarının dünyadaki faaliyetlerini koordine etmeleri, birlik olmaları ve bu konuda tek platformdan konuşmaları gerektiğini düşünüyorum.

Her iki ülkenin ekonomik potansiyeli kardeşliğimizin gücünü ve istikrarını artırmaktadır. Bugün Türk şirketleri kurtarılmış Karabağ’ın yeniden inşası ile yakından ilgileniyor. Bu yaratıcı işte kardeş ülkelerin çalışmaları çoğalacaktır. Alanlar halen mayınlardan arındırıldığı için elektrik ve yol altyapısı oluşturuluyor. Yakın gelecekte bölgede inşaat patlaması başlayacak ve Türk firmalarının bu süreçte aktif rol alacağına şüphe yok. Öte yandan, Azerbaycan ve küresel öneme sahip projelerin yazarıdır. Bu özellikle Avrupa’nın enerji güvenliği için geçerlidir. Bildiğiniz gibi Bakü-Tiflis-Ceyhan petrolü, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hatları, TANAP, TAP, Güney Gaz Koridoru projeleri, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı hem ülkelerimize fayda sağlıyor dünyada hem de güçlerini ve ağırlığını artırıyor.

Özellikle Azerbaycan’ın işgalden kurtulması bölgede yeni realiteler ve yeni kalkınma fırsatları yarattı. Burada yine Azerbaycan ve Türkiye’nin rolü öne çıkıyor. 10 Kasım anlaşmasına göre, iletişimin restorasyonu planlanıyor. Zengezur’dan geçerek Nahçıvan ile Türkiye’yi birbirine bağlayacak olan yeni koridor, bölgenin ulaşım sektöründe ve ekonomik kalkınmamızda büyük fırsatlar yaratacaktır. Zengezur koridorunun kullanılması Türk devletleri arasındaki ulaşım, ekonomik ve ticari ilişkiler alanındaki işbirliğini daha da artıracaktır. Bu faktör, Türkçe konuşan ülkelerin birliğini daha da güçlendirecektir. Zira Zengezur koridoru Türk devletlerinin siyasi birliğini, insani ve kültürel bağlarını önemli ölçüde artırabilir.

İşbirliğimiz siyasi alanda da başarılı bir şekilde gelişiyor. Bu yıl 1-3 Haziran’da Yeni Azerbaycan Partisi heyeti, Türkiye Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Partisi) davetlisi olarak Ankara’yı ziyaret etti. Bu ziyaret, iki ülkenin iktidar partileri arasında uzun süredir devam eden işbirliğinin yeni bir aşamasına girildiğinin bir göstergesidir. Taraflar arasında 2 Haziran’da imzalanan işbirliği niyet protokolü, parti deneyiminin incelenmesi açısından özel önem taşıyabilir. Parti liderleri arasındaki dostane ilişkiler, YAP ile AK Parti arasındaki ilişkilerin daha yakın bağları ve başarılı bir deneyim alışverişini teşvik edeceğine dair güven veriyor. Ülkelerimiz arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkileri, diğer alanlarda olduğu gibi, iktidardaki siyasi partiler arasındaki ilişkilerde de dinamik olarak gelişecektir. YAP ile AK Parti arasında imzalanan niyet protokolü, iki kardeş ülkenin iktidar partileri arasındaki çok yönlü ilişkileri daha da geliştirecek, ulusal ideolojilerin gelişimini, ortak sosyal projeleri, deneyim alışverişini ve parlamenterlerin uluslararası düzeydeki faaliyetlerinin koordinasyonunu teşvik edecek. kuruluşlar.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesiyle birlikte Şuşa’ya gideceğini açıklamasına yorum yapan Erdoğan, haberlerden çok memnun olduğunu söyledi. Sayın Erdoğan’ın ziyaretinin tarihi bir olay olduğunu düşünüyorum. Azerbaycan halkı, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bu ziyaretini büyük bir coşkuyla karşıladı. Bu ziyaret, birliğimizin bir başka kutlaması oldu, dostlarımızı sevindirdi, düşmanlarımızın da gözünü açtı.

İçtenlikle,

Fatma Yıldırım

Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Milletvekili,

Yeni Azerbaycan Partisi Üyesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ