Ankara Bakü

Ankara karşısında Paris’ten sonra Atina’yı “yumuşatan” faktörler – uluslararası güvenlik uzmanı Farrukh Mammadov durumu değerlendiriyor..

Ankara karşısında Paris’ten sonra Atina’yı “yumuşatan” faktörler – uluslararası güvenlik uzmanı Farrukh Mammadov durumu değerlendiriyor..

Beş yıllık bir aranın ardından Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilk görüşmeler yeniden başladı.

25 Ocak’ta İstanbul’da düzenlenen 61.Tur görüşmelerin gündeminde iki ülke arasında başta sınır anlaşmazlıkları olmak üzere tartışmalı konular vardı.

Daha önce Türkiye ile Yunanistan Dışişleri Bakanları arasında görüşmelerin yapılacağı bildirilmişti. Ancak diplomatik heyetler arasında görüşmenin yapılmasına karar verildi.

Türk heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlık etti. Yunan diplomat grubu, ülkenin 1984-1987 yıllarında Türkiye Büyükelçisi Pavlos Apostolidis tarafından temsil edildi.

Yunan destekli görüşmeler, savaşın eşiğine gelen Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerin normalleşmesi açısından olumlu bir adım olarak görülüyor. İki taraf arasında 2002 yılından bu yana sürdürülen ön görüşmeler, eski Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras hükümeti tarafından Mart 2016’da askıya alınmıştı.

Bundan sonra, hem tartışmalı adalar da dahil olmak üzere sınır meselesinde hem de Kıbrıs sorununun çözümünde gerginlikler artmaya başladı. Türkiye’nin 2019’dan itibaren Akdeniz bölgesinde aktivasyonu, Yunanistan ile çatışmayı askeri çatışmanın eşiğine getirdi. Yunanistan, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de doğal gaz sahası arayışına karşı çıkıyor. Aynı zamanda Atina, 26 Kasım 2019’da Türkiye ile Libya arasında Akdeniz’de su sınırlarının belirlenmesi ve kullanılması konusunda imzalanan anlaşmayı tanımak istemiyor. Çünkü bu anlaşmanın şartları Türkiye’nin Akdeniz’de karasularının genişlemesine neden oluyor.

Bu, Türkiye’ye bu bölgelerde doğal gaz sondajı yapma hakkı veriyor. Ayrıca Libya hükümeti ile imzalanan anlaşma gereği Kıbrıs adası Türkiye karasularına giriyor. Bu, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümünde jeopolitik etkisini artırmaktadır. Türk medyasına göre, Rum tarafı başlangıçta Ege Denizi’ndeki tartışmalı adaları tartışmaktan yanaydı. Genel olarak Ankara, hem Ege hem de Akdeniz’deki sınır anlaşmazlıklarını sona erdirmek için ortak bir anlaşma öneriyor. Ankara ile Atina arasında bir anlaşmanın sağlanması, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne entegrasyonuna önemli bir ivme kazandırabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Ocak’ta Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerini yeniden başlatma girişiminin ardından, Fransa ve Yunanistan’ın Ankara’ya işbirliği eli uzatması bu sürece katkı sağlayabilir. Çünkü Avrupa Birliği içerisinde Türkiye’ye düşman olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Erdoğan ile uzlaşma mektubu göndererek görüşmek istiyor ve ardından Yunanistan’ın Türkiye ile ilk görüşmelerine devam etmesi mevcut gerilimi hafifletmeye yardımcı oluyor. İngiltere Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Wendy Morton, İtalya Dışişleri Bakanı Luigi di Mayo, Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebar ve İspanya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki müzakerelerin yeniden başlamasını memnuniyetle karşıladılar.

Uluslararası istihbarat uzmanı Farrukh Mammadov ''Önümüzdeki yıllarda  Türkiye'nin bölgede NATO ülkesi olarak büyük sorumluluk üstleneceğine  inanıyorum.'' – İpsiz Medya
Farrukh Mammadov

Siyaset bilimci Farrukh Mammadov’a göre Türkiye ile Fransa ve Yunanistan arasındaki çatışma geçicidir. Bunun nedeni, her üç ülkenin de Avrupa-Atlantik alanında bulunmasıdır.

“NATO’nun daha büyük bir ideolojisi var. Bu ideolojinin temeli, Amerika Birleşik Devletleri’nin derin devletinden gelmektedir. Dolayısıyla Türkiye üzerindeki baskı geçici bir süreçtir. Bu basınç mekanizmaları, hiçbir zaman kaldırılmayan, belirli bir süre dondurulup yeniden uygulamaya konulan yöntemlerdir. Bu mekanizma Yunanistan tarafından uygulanmaktadır. Yunanistan’ın 1950’de eşzamanlı olarak NATO’ya kabulü aynı zamanda onu Türk hegemonyasından kurtarmayı da amaçlıyordu. Ancak Türkiye’nin dış politikası o zamanlar şimdiki kadar güçlü değildi. Ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmayla ilgili ciddi sorunları vardı. Amaç, Türkiye’nin güçlenmesini engellemekti. Bütün bunlar incelendiğinde Fransa ve Yunanistan’ın Türkiye’ye baskı yapmadığı, baskı mekanizmasını artık rafa kaldırdığı sonucuna varılabilir. Bunun nedeni, daha derin bir ideoloji ve ulusal güvenlik kavramına uygun olarak NATO’nun daha büyük hedeflerine ulaşmaktır. Fransa’nın Libya, Suriye ve Dağlık Karabağ’da Türkiye tarafından mağlup edilmesiyle başlayan gerilim, Yunanistan’ı çatışmaya sürükledi. Avrupa Birliği’nin lokomotif devletinin Almanya olduğu unutulmamalıdır. Almanya, Yunanistan’da da çok güçlü. Ekonomik kriz sırasında Yunanistan, Almanya’dan 100 milyar Euro’nun üzerinde borç aldı. Bu borçları karşılığında Yunanistan’da stratejik açıdan önemli alanlara ve askeri tesislere sahip oldu. Bu da Yunanistan’ın yumuşamasına neden oldu. Yunanistan’da ABD, Rusya ve Fransa’ya hizmet eden siyasi gruplar var. Bu gruplar Türkiye’ye karşı bir cephe açtı. Çünkü Rusya, Fransa ile birlikte Libya’da Türkiye’ye kaybetti, Suriye ile baş başa kaldı ve Güney Kafkasya’da ikinci bir güç dengesinin oluşmasına neden oldu. NATO stratejistleri, politikalarını bireylere dayandırmadıklarını Macron’a açıkça ifade ettiler. Fransız cumhurbaşkanının mevcut politikası NATO’nun dış politika stratejisi resmen baltalıyor. Türkiye sadece bölgesel bir güç değil, aynı zamanda belirli bölgelerdeki küresel güçler arasında da kilit bir oyuncu. Türkiye, küresel güçler listesinde ilk on veya ilk 20’te bulunan güçten bir tanesi. Dolayısıyla mektubun Macron’un iradesiyle değil, NATO’nun zorlamasıyla Türkçe yazılmış olduğu görülmektedir. Fransa’nın bu mektubu yazmasından sonra Yunanistan’ın böyle bir adım atmaması imkansızdı. NATO’nun Türkiye’ye verdiği destek, Gürcistan’ın yakın zamanda ittifaka katılmasını hedefliyor. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri bölgedeki güç dengesini değiştirmekle ilgileniyor. Dolayısıyla yakın gelecekte Türkiye Birliğe “Avrupa Birliği + 1” formatında kabul edilecek. Bunun bir diğer nedeni de Azerbaycan ve Türkmenistan’ın Türkmen gazını Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırmayı planlayan yakınlaşmasıdır. Karadeniz’e yakın zamanda bir NATO savaş gemisinin girişi de bu sürecin bir parçasıdır. Yakın gelecekte Avrupa Birliği’nin de Türkiye ile aynı masaya oturarak Akdeniz’de keşfedilen doğalgazın Batı pazarlarına ihracatını tartışmasını bekleyebiliriz.’’

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ