Ankara Bakü

Artık Türk Birliğinin kurulması tarihte büyük rol oynayan Türk dünyasının helal hakkıdır-Azerbaycanlı düşünce adamı

Artık Türk Birliğinin kurulması tarihte büyük rol oynayan Türk dünyasının helal hakkıdır-Azerbaycanlı düşünce adamı

Prof. Dr. Ahmet Gaşemoğlu’nun  Türk birliğinden korkanları sakinleşdirmek ve bu birliği kötü niyetle kullananların önüne geçmek için önerileri

I yazı

Bu gün Azerbaycan’ın önünde olan asıl görev, savaşta elde ettiği büyük başarıdan sonra ülkeni her türlü tehdit ve nefret dolu politikalardan korumak, yeni bir büyüme ve ilerleme döneminin başlangıcı için çalışmaktır. Bu konuda başarılı olmak için tüm imkanlarımızı olabildiğince kullanmamız gerekiyor. Neyse ki birçok fırsatımız var. Şimdi bu fırsatları etkin bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Karabağ’a yönelik nefret politikasının açıkça aktif hale geldiği 1987 yılından bu yana büyük tecrübe kazandık. Karabağ’ı bizden almak için kimin hangi politikayı ve hangi yöntemleri izlediğini zaten biliyoruz. Dostlarımızı ve düşmanlarımızı iyi tanıyoruz. 44 günlük İkinci Karabağ Savaşındaki sorunların üstesinden gelme konusunda da değerli deneyimler elde ettik. Bu deneyim, başarının anahtarını bulmamıza yardımcı oldu.

Bu savaşta böylesine büyük bir zafer kazandık çünkü: 1) halk hükümetle, Cumhurbaşkanıyla birlikteydi. Hükümet ve halk arasında karşılıklı bir anlayış vardı. 2) Türkiye bizimle birlikteydi; 3) muzaffer bir ordumuz vardı; 4) ülkede hiçbir etnik, dini, politik vb. çatışma yoktu. Herkesin ortak bir hedefi vardı: – zafer kazanmak! 5) Uluslararası arenada gerçekleşen süreçleri doğru bir şekilde değerlendirebildik, bu süreçlere katıldık, başarılı diplomatik  muvafakatlar  elde ettik. Artık bu deneyimi çok yaygın bir şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu 5 koşulun herhangi bir alandaki sorunlarımızın çözümünde yarattığı fırsat, başarının anahtarı olabilir.

Savaş alanında kaybeden düşmanlarımız  bizi engellemek için bu koşulların her birine karşı şimdilik bir informasyon savaşı başlattı. Bu informasyon savaşında en sinsi yön, Türk birliğine karşı gerçekleştirilen çirkin oyunlardır. Çünkü bu alanda çıkardıkları gürültü ile çevrelerinde daha fazla partner toplamanın mümkün olduğuna inanıyorlar. Ne yazık ki onlara oy verenler de var. Bu ise  uluslararası arenada belli bir gerilime yol açabilir. Çünkü dini ve etnik konu çok hassas bir konu ve insanları topluca etkileme potansiyeline sahip. Bu mekanizma, yıkıcı güçlerin her zaman kullandığı bir araçtır. Türkiye’nin Azerbaycan tarafında olması ile kendi zayıflığını fark eden düşman, bu faktör nedeniyle bize karşı çalışmak için geniş bir faaliyete başladı. Bu faaliyeti çoğunlukla kapalı kapılar ardında, gizlice yürütürler. Başta Batı olmak üzere dünyanın her yerinde “Türk birliği”, “Osmanlı devletinin yeniden kurulması”, “Turan devleti” korkusu yaratmaya ve böylece destek almaya çalışıyorlar. Tarihsel olarak gerginlik içinde olan tüm devletlerle Türk dünyasını  karşı karşıya getirmeye, dünyada bir “Türk tehdidi” imajı yaratmaya, kendilerini ise “kurtarıcı”, “fedakar”, “hizmetkar” imajı ile hem askeri, hem maddi, hem de  manevi destek almaya çalışıyorlar. İkinci Karabağ Savaşı çıktığında bile Ermeniler bu yönde büyük çaba sarf ettiler. Ama istediklerini elde edemediler.

Şimdi bu alandaki faaliyetlerini daha da büyük bir hile ile yoğunlaştırdılar. Rusya’da Zhirinovsky’nin ve onun gibi düşünenlerin işi zaten ortada. Böylelikle halkın hem şovenistlerini hem de saf insanlarını rahatsız ediyor ve Türk karşıtı cepheye zemin oluşturuyorlar. Son zamanlarda, tanınmış bir Rus askeri uzmanı I. Korotchenko, Azerbaycanlı bir gazeteciye verdiği röportajda, Ermenilerin bu alanda ciddi bir şekilde çalıştıkları konusunda da halkı uyardı. Aynı zamanda, Batı’nın ve diğer ülkelerin özel hizmetlerinin ve çıkarlarının bu kampanyanın arkasında olabileceğini haklı olarak kaydetti. Şimdi Rus TV kanallarında ve web sitelerinde iğrenç bir kampanya yapılıyor. Dolayısıyla biz bu Türk birliği konusunu sinsi planlar için kullanılmasına izin vermemeliyiz. Bu yönde başlatılan bilgi savaşına entelektüel bir tavırla karşılık vermeliyiz.

Her şeyden önce, uluslararası toplumda, şimdi Türk toplumunun kuruluşunun doğal-tarihsel bir süreç olduğu ve bu birliğin yeryüzündeki uyum ve barış sürecine gerginlik değil ciddi katkı sağlayacağına dair hızlı bir kanaat oluşturmalıyız. Türklerin birliği çatışma yaratmaya değil, yeryüzünde daha uyumlu ilişkiler kurmaya hizmet edecek. Bu gerçekten de böyledir.

Modern politikacıların sonuna kadar hesaba katamayacağı bir konu var. Küreselleşme hızlandıkça toplum hem daha karmaşık, hem de daha duyarlı hale gelir. Bu duyarlılık nedeniyle toplumun kendi gelişim yasaları önceki dönemlere göre daha ciddi bir etkiye sahiptir ve kendi düzenini dikte etmeye başlar. Böyle bir dönemde toplumun gelişme yasalarına zıdd müdahale daha fazla gerilim yaratır.

Bu gerilimin faili ciddi şekilde etkilenir. İnsanlar her zaman bu sözü hep söylerler: “Allah her şeyi görür, Allah cezalandırır.” Aslında, derinlemesine düşündüğümüzde, toplumun yasaları Allah  denen büyük gücü etkileme vasıtasıdır. Artık Türk Birliğinin kurulması tarihte büyük rol oynayan Türk dünyasının helal bir hakkıdır.

Artık toplumda neler olup bittiğinin ayrıntılı bir fotoğrafını görmek için bir cerrahın bir kişiyi ameliyat etmesini hayal etmek yeter. Cerrah, kişinin vücudunun özelliklerini ve düzenini dikkate alarak operasyonu gerçekleştirirse elbette bu operasyon başarılı olacaktır. Aksine vücudun özelliği ne olursa olsun ameliyat cerrahın menfaatlerine uygun yapılırsa sonuç bellidir. Maalesef günümüz politikacıları çoğu zaman vücudun özelliklerine dikkat etmeden kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden cerrahlar gibidir. Bazılarına göre, mevcut gerilimler ve pandemi küreselleşmenin hızını yavaşlattı. Ama durum böyle değil, küreselleşme sürecinin tek taraflı bir görünümü. Küreselleşme doğal bir tarihsel süreçtir. Salgın ve ya herhangi birinin iradesi ne olursa olsun, bu doğal-tarihsel süreç belli bir hızla devam ediyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ