Ankara Bakü

Azerbaycanli gazeteci Elgün Mansimov Azerbaycan’ın iç politikasındaki hainlerden yazdı: Savaş sırasında neredeydiniz?!

Azerbaycanli gazeteci Elgün Mansimov Azerbaycan’ın iç politikasındaki hainlerden yazdı: Savaş sırasında neredeydiniz?!

Miilet karşıtı Milli Şura’ya 2 soru: Savaş sırasında neredeydiniz ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir terörist neden Azerbaycan’da masum?

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 2020 yılının sonuçlarıyla ilgili bir toplantıda sorduğu bu soru, muhtemelen radikal muhalefet kampında tam tersi bir etki yarattı. Darbe kulağının dibine o kadar isabet etti ki, ne Ali, ne de Vali başka bir ses duymadı. Kükreme, soruyu duymalarına ve dünyanın dibine inmelerine izin vermedi. Bu nedenle devlet başkanı soruyu kendisi yanıtlamak zorunda kaldı – “Kaçtılar ve saklandılar!…”

***

2013 yılının yazıydı. Başkanlık seçimi yaklaşıyordu. Bir şekilde bu seçimlere biraz heyecan katmak gerekiyordu. “Ne yapalım, nasıl yapalım?” gibi gitgellerin hemen ardından birdenbire 3-4 kişinin başkanlığında “Milli Şura’’ adlı bir yapı oluşturdular. Hayali cumhuriyetin fikirlerine kendilerini bağlayamadıkları gibi, Halk Cephesi Milli Şura’nın kurucu örgütlerinin isimlerini de kopyaladılar. Örgütün başına resmi de olsa bir “entelektüel” koymamız gerektiğini ve belki 5-10 kişinin ilgisini çekebileceklerini söylediler. Böylelikle “yelek”ten ve raydan çıkmış olan Cemil Hasanlı’ya bir mikrofon verdiler ve onu bu Şura’nın başına koydular. Elbette Azerbaycan Halk Cephesi Partisi başkanı Ali Kerimli söz hakkına sahipti. Bir yolunu bulup çetelerini genişlettiklerini sandılar. En başından beri amaç onlar için açıktı – seçim öncesi halkı kışkırtmak, boykot etmek ve kendi sözleriyle hükümeti aşağılamak… Ne yazık ki, bu 27 yaşına gelmiş bu muhalefet çetesinin artık hiçbir amacı ve hedefi yoktu. Geçinecek bir yer olarak seçim sürecine ve siyasi mücadeleye baktılar. “Sesimiz Avrupa ve Amerika’dan ne kadar çok duyulursa, o kadar çok hibe alırız” prensibiyle yaşadılar. Sonuç? Boşluk, hiçlik, utanç, kibir ve kocaman yalnızlık…

***

Hadi Vatan Savaşı’na gelelim, ülkedeki 50’den fazla muhalefet partisi hükümetin yanında yer aldı, Ali Başkomutan’a bu kutsal yolda destek verdi.

Bu güzel bir soru: Nerelerdeydiniz? Karabağ’ın kurtuluşu gibi ulusal bir meseleden dışlanmanız, bir başka ihanetin ve rezilliğin kanıtı değil miydi?

Pekala, bir entelektüel olarak gördüğünüz Cemil Hasanlı’nın, adınızı ve konumunuzu kullanarak, asıl amacının Amerika Birleşik Devletleri’ne taşınmak, hayatının geri kalanını orada “müreffeh” yaşamak olduğunu sizden saklamak için her yolu deneyen birisi olduğunu varsayalım. Peki, ya Ali Karimli?!

Peki, Milli Şura’nızın sağ ve “vuran kolu” Tofig Yakuplu ne yapıyordu?

Fuad diye bir kahramanınız da vardı. Muhtemelen utanç verici aile skandalı nedeniyle kafasını henüz toparlayamamıştır. Azerbaycan’ın Karabağ kadar büyük bir sevincine neden bir kez olsun sevinemediniz, halkınıza arka çıkmadınız. Tam tersi savaş sırasında hain ve rezil görevinizi yerine getirdiniz, düşmanın değirmenine su taşıdınız ve ordumuza karşı çirkin iftiralar attınız …

***

Aynı suçu işleyen kişi Amerika Birleşik Devletleri’nde terörist, Azerbaycan’da ise “masum birisi” olarak görülmektedir.

Siyasi süreç, radikal unsurların her seferinde kendilerini ifşa edecekleri tarzda gelişiyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki son olaylar bunun açık ve net göstergesidir. Azerbaycan toplumunda her zaman ABD’deki demokrasiyi örnek olarak sunanlar, artık Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişen demokrasi karşıtı olaylar konusunda sessiz kalıyorlar.

Basit bir örnek: ABD Kongresi saldırıya uğradı, beş kişi polis tarafından öldürüldü ve bazıları yaralandı. Başkan Biden, terör olduğunu, katılımcıların terörist olduğunu ve yaşananların bir ayaklanma olduğunu söyledi.

Şimdi soru şu: Azerbaycan parlamentosuna 14 Temmuz’da yapılan saldırı neydi? Öyleyse neden resmi Washington ve buradaki yandaşları farklı bir pozisyon aldılar? Washington’da aynı şey olduğunda terör ve ayaklanma var da, Azerbaycan’da gelişen olaylar nedir peki?! Halkın iradesi mi, yoksa hükumetin baskısı mı? Washington’da polis vahşeti, 5 kişinin ölümü demokrasidir de, Azerbaycan’da Parlamento’ya saldıran vandalların tutuklanması demokrasi karşıtlığıdır, öyle mi?! O sırada bağıran Milli olmayan Şura acaba şimdi neden sus pus oturuyor? Bu olaylar hakkında yorum yapmaktan neden kaçınıyor? Bunun yerine, neden Azerbaycan’ın tarihi zaferini lekelemek için çaba harcıyor?

Elbette birçok soru ve tek bir cevap var: tüm konu siyasi manipülasyon. Soros ve çevresi, Ermeni yanlısı çevreler Azerbaycan’da yıllardır finanse ettikleri ve yönettikleri 5. Kolun harabeleri üzerinde oturup düşünüyor ve bunlar da onların çıkarlarına hizmet ediyorlar.

***

Onlardan başka daha ne beklenebilirdi ki?

Bu Milli olmayan Şura’nın liderleri bir zamanlar bize Paşinyan’ı örnek gösterip, “Bakınız, Paşinyan bir demokrat, Paşinyan bir yenilikçi, Paşinyan saf bir adam” diyorlardı. Bu sözleri onların söylediler zamanında. Şimdi Ermeni halkına bir sorun bakalım, bu yenilikçi demokratla ilgili ne düşünüyorlar? Elbette onları birleştiren şey, her ikisinin de dedikleri gibi, iktidarları döneminde toprak kaybetmeleridir. Bugün milli olmayan bu Şura’da birarada bulunan Azerbaycan Halk Cephesi ve onun harabeleri üzerine tüneyenler I Karabağ Savaşı sırasında fiilen kaçmışlardı. Bu tarihi unutmadık ve genç neslin de bu tarihi bilmesi gerekiyor. Savaş ilerledikçe, devlet başkanı istifa etti ve bir dağ köyüne yerleşti. Savaş devam ediyor, insanlar ölüyor, topraklar kaybediliyor, ülke başkanı, Başkomutan kaçıyor, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin bir dağ köyüne yerleşiyordu. Ne yani, kaçmak değil miydi bu? Şimdi, bu Millet karşıtı Milli Şura’yı yönetenler, savaş sırasında nerdelerdi?! ‘‘Kaçtılar ve saklandılar… “- Muzaffer ülkenin, muzaffer Ordunun Ali Başkomutanı’nın sözleri tüm bu soruların birer yanıtı niteliğindedir.

Elgün MANSIMOV

Trend.az

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ