Ankara Bakü

Azerbaycanlı ünlü modacı: Türkiyeyle, Türk dünyasıyla ilgili özel projelerim olacak…

Azerbaycanlı ünlü modacı: Türkiyeyle, Türk dünyasıyla ilgili özel projelerim olacak…

Ankarabaku.com olarak Azerbaycanlı ünlü modacı, Bakü Milli Giyim Evi’nin sahibi, şuan yaşamını Antalya’da sürdüren sayın Könül Velibeyliyle sanat, kültür, toplumsal olaylar ve önemlisiyse moda üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisine bizi kırmayıp bu davetimizi kabul ettiği için teşekkür eder, bundan sonraki faaliyetlerinde de ayrıca başarılar dileriz…

Dergicilikten modaya uzun bir yol geldim…

Öncelikle size bu nazik davetinizden dolayı teşekkür ediyorum. İzniniz olursa, kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum. Aynı zamanda kurucusu olduğum Bakü Milli Giyim Evi ve dergilerle alakalı da okurlarınıza bilgi verirsem sanırım iyi olacaktır: İlk gazetecilik faaliyetine başladığımda henüz onbeş onaltı yaşım vardı. Daha küçük yaşlarımdan Azerbaycan’ın öncül gazete ve dergilerinde yazılarım yayınlanmağa başladı. Gazeteciliğe çok büyük ilgim vardı. Hem savaş dönemi, hem rahmetli Cengiz Mustafayev’in duayen gazetecilik deneyimi, onun Vatan ve Millet adına bir gazeteci olarak yaptıkları Vatanını, Milletini seven bir genç olarak beni bu alanda çalışmağa iten nedenler arasında oldu. Artık öğrencilik yıllarında Azerbaycan Devlet Pedogojik Üniversitesi’ndeyken derslerimle değil de, gazetecilik alanıyla daha fazla ilgileniyordum. Yirmibir yaşındayken Sara Hatun kadın dergisini çıkarmağa başladım. O dönemde Azerbaycan’da basına uygulanan sansür yeni ortadan kaldırılmıştı, özel yayın kuruluşları çok yoktu, özel yayın kuruluşlarına izinler daha yeni yeni verilmekteydi. Biz de Sara Hatun dergisini kurarak, ülkemizin siyasal, toplumsal ve kültürel hayatında yeri olan kadınlarımızı Sara Hatun dergisi aracılığıyla tanıtmağa başladık. Yıllarca o derginin genel yayın yönetmeni olarak çalıştım. Ondan sonra dergilerimizin sayıları artmağa başladı: ‘‘Şeker bala’’ çocuk dergisi, ‘‘Ekonomiks Az’’ ekonomi, ‘‘Sport magazine’’ spor dergisi gibi dergiler bünyemizde yayınlanmağa başladı.

2010 yılında ben yaklaşık 15 seneydi ki, artık medya sektöründeydim, o dönemlerde artık internet medyası yeni yeni ortaya çıkmağa başlıyordu. Bizim dergileri basmak adına adeta Azerbaycan’daki tüm renkli baskı yapan yayınevleri rekabet halindelerdi. Ve birkaç yayınevinin yeni makineler almasına bile neden oldu bizim dergiler. 10 sene bu dergilerin başında bulundum ve 2010 yılında artık yeni bir karar aldım: bu dergilerin sanal versiyonunu hazırlayalım, ama bu düşüncemden de vazgeçtim, zira on yıl boyunca kadınlarla birebir çalışmaktan büyük zevk almış birisi olarak sanal ortamda olmak bana sıkıcı gelecekti.

Moda, giyim, defileler, işbirlikleri, sergilenen ulusal giyim örnekleri…

Moda, giyim, takılar, kendi giyimlerim, etrafımdaki insanların giyim kuşamları, takıları derken bir giyim evi oluşturmağa karar verdim. Bu giyim evi kültür merkezleri, tiyatrolar, dans kursları ve aynı zamanda topluluklarıyla çalışacak, bundan daha ötesi kadınlarımız için ulusal giyimlerimizi üretecek, o dönemde biz hanımlarımız için stüdyolarda ulusal giyimlerimizi bir türlü bulamıyorduk, bir giyim evi olacaktı. Böylece biz Bakü Milli Giyimevi’ni oluşturduk. Oluşumumuzun daha ilk yıllarında Kültür Bakanlığı, onun bünyesinde bulnan çeşitli kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, gençlik kuruluuşları, üniversiteler bizimle işbirliği yapmağa başladılar. Hemen hemen tüm kurumlarla gönüllülük prensipleriyle çalıştık. Önemli olan bizim ulusal giyimlerimizin tanıtımına sağladığımız katkıydı. Ve gerçekten de Azerbaycan ulusal giyimlerinin tanıtımına çok büyük ihtiyaç vardı. Daha sonraki ülkemizin çeşitli bölgelerinin giyim kültürünü yansıtmağa, yaşatmağa başladık. Bu giyimleri hazırlamak için takdir edersiniz ki, öncelikle bu giyimleri bilmeniz, öğrenmeniz gerekiyor. Bunun için müzeleri dolaştık, kumaşlar bulduk, araştırmalar yaptık. Yurtdışından geliyordu genelde kumaşlar. Zira, bu giyimlerin öyle zarif, öyle narin olması gerekiyordu ki, bunun için de devamlı olarak Türkiye’ye, Arap ülkelerine, Hindistan’a ziyaretler gerçekleştirmekteydik. Kültür günlerinde ziyaretler düzenledik, böylece hem ülkemizin tanıtımına katkıda bulunuyor, hem de o bölgede bulunan kumaşları irdeliyorduk. Düşünsenize, üç gün sergilere katılıyorduk, diğer üç dört gün içindeyse ben kumaşları, giyim kuşam için gereken süs eşyalarını, takıları incelemek için zaman harcıyordum. Bir süre sonra artık tanınmağa başladık,  kabullenmeğe başladılar bizi, yaptığımız işleri. Yıllarca Bakü’de Hazar denizinin kıyısında gerçekleştirilen Nevruz kutlamalarında yüzden fazla ulusal giyim örneklerimizi sergiledik, her sene Bakü’de ‘‘Gelenekten geleceğe’’ isimli ulusal giyim defilesini Müze Merkezi’nde gerçekleştirdik ve halkımızın ulusal giyimlerimizle tanışmasını, daha yakinen görmesini ve ilgilenmesini sağladık. Aynı zamanda ulusal giyimlerimizden oluşan kolleksiyonlarımızı yurtdışında bulunan sergilerde de sergiledik. Kısaca şöyle söyleyebiliriz: Bakü Milli Giyimevi’nin Azerbaycan giyim kültürüne katkısı çok oldu, zira, bizim yaptıklarımızdan sonra ulusal giyimimiz, kuşamımız artık sık sık gündeme gelmeğe başladı. Bu alanda çalışan çoğu kimse sırf biz yapmağa başladıktan sonra moda tasarım dünyasına ulusal giyimimizi taşıdılar. Gençlerimiz de büyük bir şevkle bu alana yöneldiler: ulusal giyimimiz konusunda çalışmalarda, girişimlerde bulundular, rekabet arttı. Aynı zamanda yurtdışından ülkemize gelen yabancılar da ulusal giyimlerimize sahip oldular, onları alıp kendi ülkelerine götürdüler. Kendi düğünlerimizde, doğumgünlerimizde, özel günlerimizde ulusal giyimlerimiz daha sık kullanılmağa başladı. Mezuniyet balolarında bile ulusal giyimlerimizi giyiyordu gençlerimiz. Yurtiçinde ve yurtdışında eğitim gören gençler tarafından ulusal giyim konusu aşırı ilgi gördü. Bu da bizi çok mutlu etti. Zamanında biz bu çalışmaları hiçbir karşılık gütmeden yaptık, bir farkındalık oluşsun ve bu isteğimize de ulaşmış olduk yaptığımız temennasız çalışmalarla.

Pandemiye rağmen dolu dolu bir yıl yaşadık…

Gerçekten de 2020 yılı bizim çok başarılı bir yıl oldu. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen pandemi süreci, eve kapanmalar, yasaklar yüzünden bizim çoğu projelerimiz ertelendi, dünyanın çeşitli yerlerinde: ABD’de, Fransa’da, Ukrayna’da defileler planlıyorduk 2020 yılı için, maalesef pandemi süreci dolayısıyla gerçekleştiremedik bu projelerimizi. Ama asla ve asla küsmedik, darılmadık, isyan etmedik, yeni giyimler, yeni kolleksyonlar hazırladık. Yaratıcılık herzaman devam etmeli, zira o, asla beklemiyor. Şükür olsun, yıllar yılı özlemle beklediğimiz zafer haberini aldık. Kırkdört günlük savaş sonrasında Karabağımız, işgalde olan topraklarımız tekrar özgürlüğüne kavuştu. Muzaffer Ali Baş Komutanı’nın, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın, şanlı ordumuzun azmi, gayreti, kana kan, dişe diş mücadele sayesinde biz tekrar o topraklara kavuştu, sadece bununla da bitmedi, Türk Dünyası’nın birliği ve beraberliği sözkonusu oldu artık bu zaferle, dayanışmamız, bir yumruk  gibi birleşmemiz gündeme taşındı. Şunu da belirtmeliyim ki, ben yıllarca Karabağ’daki, Şuşa’daki, İrevan’daki, Borçalı’daki ulusal giyimlerimiz üzerine çalıştım hep, giyim tasarımları hazırladım ve bu tasarımları dünyaca ünlü tasarım sergilerine götürdüm, orda sergiledim. Ben tüm dünyada Karabağ’da, Şuşa’da Azerbaycan hanımlarının giydiği giyimler, elbiseler tüm dünyada sergilensin diye belki de yüzlerce, binlerce tasarımlar hazırladım şimdiye kadar. Onları sergilediğimizde insanlar tarafından çok büyük bir ilgiyle karşılanıyordu. Herkes Karabağ, Şuşa hakkında sorular soruyordu ve oranın işgal altında olduğunu duyduklarında işgalci Ermenistan’ın neden böyle bir politika izlediğini merak ediyorlardı. Düşünsenize, böyle müthiş bir tarihe, kültürel değerlere sahip bir yer, bir şehir ve artı size ait bir şehir işgal altındaydı. Ama çok şükür sayın Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev’in de söylediği gibi ‘‘Aziz Şuşa, sen artık özgürsün! Aziz Şuşa, biz artık geri döndük.’’ Bundan sonra Allah’tan sadece bir arzum var, hep dua ediyorum: inşallah Cıdır düzü ovasında kendi tasarımlarımdan oluşan elbiselerin defilesi yapmağı çok istiyorum. Inşallah eminim, günün birinde bu arzum, bu dieğim de gerçekliğe kavuşacak. O kadar eminim, biliyorum, bu da olacak.

Kültür tanıtım ve propoganda olmadan yarım kalır…

Tanıtım ve propoganda çok önemli. Gerek siyasal, gerek toplumsal, gerek ekonomik, gerekse de kültürel olayların tanıtıma, propogandaya gereksinimi var. Ama tabii ki, bunların içinde kuşkusuz kültürün önemi çok büyük. Belki de tüm bu saydıklarımın başında kültürel miras ve onun yaşatılması geliyor. Azerbaycan kültürünün geniş yelpazeliliği, ülkemizde mevcut olan derin kültürel gelenek ve görenekleri o denli düzenli ve kalitelidir ki, bu düzeni ve kaliteyi anlatmağa belki de günler, aylar yetmez. Tüm dünyayı dolaşın, en deruni kültürleri arayın, tarayın, araştırın, ama bizim kültürümüzdeki derin zevki, renkliliği, özgürlüğü, ama geleneklere sadıklığı siz başka kültürlerde bulamayacaksınız, bundan emin olabilirsiniz. Giyim ve kuşamımız da öyle, kadınlarımız ulusal giyimlerimizde kendilerini dünyanın en güzel, en latif hanımı, erkeklerimizse dünyanın en vakur, en değerli erkeği olarak görüyorlar kendilerini. Bu açıdan baktığımızda giyimlerimizin, kuşamlarımzın, takılarımızın tanıtımı, propogandasının yapılması yönünde sizlerin, medya çalışanlarının üzerinde çok büyük görev, çok büyük yük bulunuyor. Ben de yıllarca medya alanında çalışmış birisi olarak biliyorum ki, ben giyimlerimi hazırlıyorum, o giyimleri yurtdışında sergiliyorum, ama tüm bunları dünyaya yaymak, ulaştırmak görevi hiç kuşkusuz medya çalışanlarınındır.

Pandemi herkesin yeni yeteneklerini açığa çıkardı…

Dünyayı derinden sarsan pandemi süreci aynı zamanda bizi düşünmeğe zorladı biraz da, böyle söylersek daha doğru olur. Pandemi bize aslında bakılırsa, kim olduğumuzu, şimdiye kadar ne işle uğraştığmızı, hangi yeteneklerimizi keşfetmemiz gerektiğini, şimdiye kadar keşfedemediğimizi, bundan sonra neler yapmamız gerektiğini, nasıl yaşamalı olduğumuzu gösterdi bize. Şimdiye gerek kendimiz, gerek toplumumuz, gerek kültürümüz, gerek devletimiz, gerekse de tüm insanlık için neler yaptığımızı düşünmemize, bir kendimizle musahebe yapmamıza neden oldu. Ben kendim bile yıllarca yaptığım çalışmaların üzerinde hiç durmamıştım, öylece yapıp geçmiştim, bunu neden yapıyorum diye hiç düşünmemiştim. Belki de bunu düşünecek zamanım olmamıştı, biraz zaman yetersizliğiydi, hızlı hemen verilen kararlar, yapılan çalışmalar, bunun dışında rutin olmayan, düşünerek , hatta biraz da derinden düşünerek birşeyler üretmeğe vakit bulamamıştık. Sürekli çalışıyorsun, varolma mücadelesi veriyorsun, sürekli çalışmalar, kendinle beraber aynı zamanda düşünmek zorunda olduğun insanları da buraya ekleyecek olursak, o zaman bunu neden yaptığımızı daha iyi anlatırım diye düşünüyorum. Aslında Türkiye’ye gelmem de pandemi döneminde gerçekleşti. Yıllarca Türkiyeyle işbirliği içinde olmuş olsam bile, gerek kültür, gerekse de eğitim alanında belli çalışmalarım olsa bile, hiç böyle uzun süreli kalmamıştım. Ayda on günlük iş gezilerim oluyordu, hepsi o kadar. Daha sonra tekrar Bakü’ye geri dönüyordum. Bu kez ama karar verdim, hem akademik eğitimim, hem de sanat öyle birşey ki, onu birilerine anlatmak, birilerine öğretmek çok güzel bir duygu, ben de birilerine bildiklerimi öğretmek, ulaştırmak yeteneğim olduğu içindir sanırım, eğitimimi sürdürmek için geldim ve burda da güzel bir iş teklifi aldım, bunu da değerlendirdim. Antalya AKEV Üniversitesi, AKEV başkanı Ekrem bey, rektörümüz Kamile hanım benim için güzel, sıcacık bir ortam ayarladılar. Ben kişilik olarak gittiğim her yere, bulunduğum her ortama katkılarımı sağlayacak birisiyim. Ben geldiğimden bu yana üniversitemize Azerbaycan’dan hemen hemen kırk öğrenci kaydını yaptırdı. Onlar için burslar ayarlandı, onlar çok az eğitim parası ödeyerek genel anlamda burslu öğrenciler olarak bizim üniversitede eğitim hayatlarını sürdürüyorlar. Uzaktan eğitim bile olsa, ben hergün onlarla zaman geçirmeme asla mane olacak bir durum değil.

Şuan sunumunu yapacağım yüzlerce tasarımım var…

Tabii ki, benim AKEV Üniversitesi’nde çalışmam asla ve asla ulusal giyim alanından, benim yıllarımı harcadığım kültürümden, sanatımdan uzaklaşmam anlamına gelmiyor, ben bu alandan asla ve asla uzaklaşmadım, tam tersi benim Türkiye’de tanınmam, pojelerimi gerçekleştirmem, geleceğe yönelik yatırımlarım, yeni yeni insanlarla tanışmam için bana olanak tanıyor, burda ben daha yeni bir güç kazanarak ileri bakmama neden oluyor. Ayrıca, Bakü’de burdan farklı desenli kumaşlar göndererek yeni giyim kolleksiyonumu oluşturmak için çaba harcıyorum. Biz hiç durmuyoruz, sürekli çalışıyoruz, bu sene de durmadık, hep yeni arayışlar içinde olduk. Bakü Milli Giyimevi tüm televizyonlarda, tüm toplantılarda, ünlü kişilerin ve kuruluşların davetlerinde bulundu, gözüktü ve bulunduğu ortam adeta süsledi. Tabii ki, pandemi süreci son bulacak, umarım kısa bir süre sonra biz buna tanık olacağız hepimiz, tüm herşey bittikten sonra öğrendiğim birşeyi hep uygulamağa koyulacağız: zaman kaybetmeyi göze alamayacağımız tek değerli varlıktır, bunu biz pandemi sürecinde daha iyi anladık. Sağlığımıza dikkat ederek, zamanımızı en iyi şekilde değerlendirerek inşaallah önümüzdeki yıl birbirinden güzel, birbirinden değerli projeler ortaya koyacağız. Giyimi sergilemek, defileleri gerçekleştirmek mutlaka yüzyüze gelmek zorundasınız. Sanal ortamda biz sadece bunun meta olarak sunabiliriz, öngirişini hazırlayabiliriz, planını, programını, fotoçekimleri yapabiliriz, önümüzdeki yılsa inşaallah, Türkiye’de, tüm Türk dili konuşan ülkelerde, aynı zamanda tüm dünya Azerbaycan ulusal giyimlerini, Karabağ giyimlerini, İrevan’a, Nahçivan’a, Gence’ye ait giyim, kuşam ve süs kültürümüzü tanıtmağa gayret edeceğim, bunun için belli başlı çalışmalaımız başladı bile. Şuan sunumunu yapacağım yüzlerce giyimim var ve hepsi de defilelerdeki yerini almağı bekliyor.

Yine inşaallah Türkiyemiz’de de ulusal giyimlerle alakalı projelerimizi sürdüreceğiz, tanıtımlarımız olacak, tabii ki, ben sadece Bakü’de hazırlanmış giyimleri burda tanıtımını gerçekleştirmek niyetinde değilim, aynı zamanda zamanla burda da sadece Azerbaycan giyimleri üzerine değil, diğer Türk dili konuşan halkların da giyimlerinin hazırlanacağı bir merkezin kurulması üzerine de planlarım var. Bu projeyi gerçekleştireceğime de cani gönülden inanıyorum.

Röportaj: Oktay Hacımusalı        

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ