Ankara Bakü

AZIZ ŞUŞA – Ganira Paşayeva yazıyor

AZIZ ŞUŞA – Ganira Paşayeva yazıyor

Milli Meclis Kültür Komitesi Başkanı Ganira Paşayeva’nın makalesini sunuyoruz.

 Kültür Başkentimiz Şuşa, 12-13 Mayıs 2021 tarihlerinde oldukça mükemmel bir etkinliğe “Harıbülbül” müzik festivaline ev sahipliği yaptı.

Muzaffer Ali Başkomutan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in talimatıyla Haydar Aliyev Vakfı tarafından düzenlenen görkemli “Harıbülbnül” müzik festivalinin Şuşa’da gerçekleşmsi, Şuşa’nın kültür merkezi statüsünün restorasyonunun ve genel olarak Karabağ’ın tarihi imajının geri kazanmasının canlı bir örneğidir.

Bugün çok mutluyum!

Bu günlere nasıl geldik?

1992’de bu günlerde kan ağlıyorduk…

2020’de Şuşa’da “sözde demokrat” Paşinyan muzaffer bir çığlık atarak “Yallı” dansını oynadı, kebap yedi – şehir bizim, müzik bizim, yemek bizim, ama bu servetin kederi bizimdi, tadı, adı düşmanındı …

Şuşa 8 Kasım 2020’de özgürlüğüne kavuştu – Şuşa’nın gün batımına düştüğünü gördük … Şuşa’nın milli gururunu, Azerbaycan şehrinin kimliğini, dağların incilerinin haysiyetini kaybetmediği doğrudur, ama Şuşa hemen Şuşa’ya dönmelidir. Savaş sonrası ülkenin, 30 yıllık işgalin ağır yaralarını iyileştirmesi, büyük ölçekli işleri hızlı ve verimli bir şekilde yürütmesi gerekiyor. Dahası, düşman Taşnakları, “demokratları”, solcuları ve sağcıları (kendi akıllarında) “değiştirmeye” çağırıp, yakın ve uzak patronlarının siyasi ve diplomatik desteğiyle cesaretlendiriliyor … Bakınız, “Haribülbül” festivali böyle bir ortamda yapıldı. Böyle bir ortamda, şehirde yapılan büyük onarımların ön sonuçları, yeni binaların temellerinin atılması vb. dünyaya gösterildi.

Azerbaycan kültürünün önemli merkezlerinden biri olan Şuşa’nın korunmasının milli liderimiz Haydar Aliyev’in özel ilgi alanında olduğunu şükranla hatırlıyoruz. Şuşa’nın tarihi kısmının tarihi ve mimari bir değer olarak ilan edilmesi kararı 1977’de onun girişimiyle verildi. Bu kararla Şuşa’daki anıtların korunması ve önde gelen kültür ve sanat figürlerinin hatıralarının yaşatılması için önemli adımlar atıldı.

Şuşa’nın kurtuluşu ve büyük restorasyonu, birçok yerin yeniden inşası ve böylece dağların tepesindeki incinin Azerbaycan kültüründe hak ettiği yeri alması ulusal liderin en büyük hedeflerinden birisiydi. Karabağ’ın Şuşa’sız, Azerbaycan’ın genel olarak Karabağ’sız olduğunu düşünmemişti Ulusal lider. Devlet başkanının Şuşa’nın kurtuluşunu ilan ederken söylediği sözler, sözlerimizin yarattığı tarihi manzaranın açık bir yansımasıdır:

“Bugün büyük önder Haydar Aliyev’in mezarını ziyaret ettim ve ruhu önünde eğildim.İçimden dedim ki, babamın vasiyetini yerine getirdiğim için mutluyum.

Şuşa’yı kurtardık!

Bu büyük bir zafer!

Bugün şehitlerimizin ruhları ve Ulu Önder ruhu şaddır!

Azerbaycan, gözleriniz aydın olsun! Gözleriniz aydın olsun, dünya Azerbaycanlıları”!

Dediği gibi Azerbaycan halkına bu müjdeyi vermek, devlet başkanının hayatının belki de en mutlu günlerinden birisiydi. –

“Aziz Şuşa, sen özgürsün!

Aziz Şuşa, biz geri döndük!

Aziz Şuşa, biz seni dirilteceğiz! “

– Bu sözlerin bir trend haline gelmesi tesadüf değildi. O gün, Şuşa kelimesine en çok uyan kelimenin yaralı, acı verici olduğu, ama vakut bir ifadeyle doluluğuydu: Aziz Şuşa!

Başkan’ın taş ve ahşaptan inşa edilmiş bir şehre değil halka hitap etmesi de bir başka güzelliktir ve eşsiz bir felsefi açıklama gerektirir.

Şuşa bizim için bir şehirden daha fazlasıdır. Şuşa’nın anlamı Şuşa’dan daha büyüktür. Bu derinliği, bu ufku, Cumhurbaşkanının Şuşa’ya olan duygusal, kararlı tavrında, aşkının her anında ve gölgesinde görmemek imkansızdır. “Haribülbül” festivali, festivalin formatı ve tasarımı – “A” dan “Z” ye kadar her şey bu aşkla yoğruldu ve şekillendirildi. Cumhurbaşkanı, bu yılın ilk ayında Şuşa’yı Kültür Başkenti ilan etti, ancak bugünlerde imzaladığı bir emirle resmiyet kazandı. Ocak ayının açıklanmasının ardından, Türk ve İslam sivil toplum örgütlerinin başkanları Şuşa’yı Türk Dünyası ve İslam Dünyası Kültür Başkenti ilan etmek için Cumhurbaşkanına başvurdu. Bunlar çok hoş olaylar, mutluluk ve gururverici çalışmalar. Bu sevinç ve gurur, 12-13 Mayıs tarihlerinde Cıdır Düzü’nde, Harıbülbül bayramının etnik paleti ile büyük bir halının ilmekleri gibi şekillenen Azerbaycan’ın çiçeği olarak kendini gösterdi.

30 yıllık aradan sonra bu yıl ilk kez Aziz Şuşa’da düzenlenen “Harıbülbül” müzik festivali, sevgili şehitlerimizin anısına seçildi. – Bu başlı başına Azerbaycan Vatan Savaşı’nda Tarihi Zaferin kültürel bir devamıdır. Kafkasya Konservatuarı orijinal işlevine geri dönüyor. Şuşa, Şuşa’ya geri dönüyor – bir ruh gibi, bir Ululuk gibi! Bu eserde sanat ve kültürün estetik değerlerinin özel bir yeri vardır. “Harıbülbül” bu anların büyük bir tezahürüydü. Dedikleri gibi, askeri gösteriden sonra kültürel tezahür, mantıksal oluşum! Savaşta altın tarih yazan devletimiz, halkımız, ordumuz hala barış ve kültürde altın gösteriyor. Meslek kültürünün yerini bir yaratıcılık kültürü alıyor. Özgürlük çalışması çevre düzenleme çalışmaları ile devam etmekte ve gelişmektedir.

Önümüzdeki yıl 270. yılını kutlayacak olan Şuşa, Azerbaycan halkının bir nimeti ve milli hazinesidir. Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle Ermeniler ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar Azerbaycan’ın ruhunu Şuşa’dan silemediler. Böylece, 30 yıl sonra restore edilen mükemmel bayram, kelimenin tam anlamıyla ulusal birliğin, gururun, zaferin ve haysiyetin bayramı haline geldi. İşgalci Ermenistan’ın resmi propagandasının, özel servislerinin 30 yıldır cumhuriyetimizdeki farklı dini ve etnik topluluklar arasında bölünmeler yaratmak, üniter devletliğimizi zayıflatmak ve bölmek için sürekli çalıştığı, bu amaçla açık ve gizli olduğu bir sır değil. kurumlar oluşturuldu Milyonlarca dolar harcandı.

Tek etnik yapıya sahip, hoşgörüsüz bir Ermeni toplumu olan Ermenistan, 44 günlük savaşta haksız, şakacı, kısır politikaları karşılığında tüm etnik ve dini topluluklardan Azerbaycanlılar “Ey Karabağ, Ey ölüm!” “Karabağ Azerbaycan’dır!” onun aşkını anlayamadı. Nasıl tek bayrak altında birleşip omuz omuza savaşan Azerbaycan gençliği Ermenilerin bütün mayalarını boğarken, Harıbülbül de bu işte rol oynadı.

Devletimiz Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Haydar Aliyev Vakfı ve Mihriban Aliyeva’nın Azerbaycan’da asırlık hoşgörülü ortamın ve çokkültürlülük geleneğinin korunması konusundaki yaklaşımları ve hizmetleri paha biçilemez ve dünya için bir örnektir. Tek etnikli Ermenistan bu örneği görüyor ama asla uygulayamıyor – Ermeni toplumunun doğası ya da karakter eksikliği buna izin vermiyor. Dünyayı düşünen Ermeniler bulunsa ve iyi komşuluk düşünse bile, Ermeni devleti meselesi buna müsaade etmeyecektir. Erivan’da yetkililer değişiyor, ama kötülük politikası değişmiyor… “Haribulbul” iki ülke, iki devlet, iki halk arasındaki Şuşa’nın yüksekliklerinden bariz farkı bir kez daha gösterdi! – “Ülkeler bu şekilde gelişmeli ama çok dinli, çok etnikli ülke ve toplumlarda gelişme var, birlik var, ulusal dayanışma var, barış var”!

DEVLETİMİZ VAER OLSUN!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ