Ankara Bakü

Ekonomi uzmanı: Güney Kafkasya, her zaman Rusya ile Türkiye`nin çıkarlarının çatıştığı bir bölge olmuştur

Ekonomi uzmanı: Güney Kafkasya, her zaman Rusya ile Türkiye`nin çıkarlarının çatıştığı bir bölge olmuştur

Bu anlaşmanın imzalanması, aynı zamanda Sayın Erdoğan sayesinde mümkün oldu…

Güney Kafkasya’nın ekonomik durumunu, bölgenin gelecek perspektiflerini, Türkiye- Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkilerinin bugününü ve yarınını Ankarabaku.com olarak ekonomi uzmanı Vusala Ahmadovayla değerlendirdik.

-Bölgede ciddi anlamda gelişen ve güçlenen Türkiye Azerbaycan ilişkileri işgalden kurtarılan Karabağ bölgesinde ekonomik açıdan bölgeye bir rahat nefes aldıra bılir mi sizce?

-Bundan sonra daha da pekiştirilecek Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, yıllarca işgal altında bulunan Karabağ bölgesine muhakkak ki, ekonomik fayda sağlayacaktır. Bu yönde atılan ilk adımları artık görmekteyiz. Yakın günlerde, Azerbaycan ile Türkiye arasında, tercihli ticaret anlaşmalarının uygulanmasının yanı sıra, farklı sektörlerde ikili ekonomik bağların geliştirilmesine yönelik beklentiler ele alındı. Türkiye Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türk şirketlerinin, Dağlık Karabağ topraklarının işgalden kurtarılan arazilerinde inşaat projelerine katılım da dahil olmak üzere, Azerbaycan`a yatırım yapmakla ilgilendiğini açıkladı. Ekonomi Bakanlıkları tarafından, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki tercihli ticaret anlaşmalarının uygulanması, özellikle yatırım, inşaat, ticaret, ulaşım-transit ve diğer ortak ilgi alanlarındaki ekonomik bağların geliştirilmesi perspektifleri tartışıldı.

Biliyoruz ki, Karabağ doğal rezervlerle zengin bir bölgedir. Bölgede, tahmini 6.5 ton altın ve 3.000 ton bakır rezervine sahip “Vejneli” altın yatağı, 6.618,000 m3 rezervli “Okhçuçay” cephe taşı üretimi için kullanışlı olan mermer kireçtaşı yatağı, bunun dışında 129.000 ton rezervli “Daşbaşı-Esgurum” kalker yatağı, toplam rezervi 28.943 bin m3 olan “Bartaz-I” ve “Bartaz-II” porfir yatakları, 1.102 bin m3 rezervli tuğla üretimine uygun kil ve 17.367 bin m3 kum ve çakıl yatakları bulunmaktadır. Bu tür doğal kaynakların ülke ekonomisine önemli ölçüde fayda sağlayacağı açıktır.

Malumdur ki, Kelbecer ve Zangilan`daki altın yatakları uzun yıllar boyunca Ermenistan tarafından sömürüldü. Bu yataklardan elde edilen hammaddeler, Ermenistan`daki Ararat altın fabrikasına taşınarak külçe haline salınır ve Rusya ile diğer ülkelere satılıyordu. Ermenistan bütçesinin %51`nin Kelbecer ve Zangilan`daki altın yataklarından elde edilen altının satışından sağlanan gelir hesabına oluştuğunu söyleyebiliriz. “First Dynasty Mines” (FDM) isimli Kanada şirketi, işgal altındaki Kelbecer bölgesinde bulunan “Söyüdlü” altın yatağını yasadışı olarak işletiyordu. FDM şirketi, tahmini altın rezervi yaklaşık 40 ton olan “Söyüdlü” sahasından 2003 yılında 2 ton, 2004 yılında 2.5 ton, 2005 yılında 3 ton ve 2006 yılında 5 tondan fazla altın üretmiştir. Bununla, mevcut fiyatlarla hesaplarsak Azerbaycan`a yaklaşık 600 milyon dolardan fazla zarar dokundurulmuştur. Bunların dışında bölge, farklı doğal güzellikleri ile de dikkat çekiyor. Türkie Cumhuriyeti, ister doğal kaynakların işlenmesi ve isterse de bölgede turizmin geliştirilmesi için katkı sağlayabilir.

Son zamanlarda Türkiye`den Doğu ülkelerine ve aynı zamanda Doğu ülkelerinden Azerbaycan arazisi vasıtasıyla Türkiye ve Avrupa`ya transit kargo hacminde önemli bir artış yaşandığı bir gerçektir. “Azerbaycan Yatırım Holding”i Türkiye ile karşılıklı yatırımların büyümesi için önemli bir platform sayılır. Azerbaycan kardeş ülke Türkiye ile karşılıklı ticareti artırmakta ilgilidir ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`ndeki Türk ticaret danışmanlarının faaliyetleri bu alandaki bağların genişletilmesi açısından önemlidir. İki ülkenin ekonomi bakanları, Azerbaycan ile Türkiye arasında yatırımlar, enerji, sanayi, ulaştırma, bilgi, iletişim teknolojileri, tarım, ticaret ve eğitim dahil birçok sektörde işbirliğinin geliştirilmesi için büyük fırsatlar olduğunu defalarca kaydetmişler. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Gümrük Komitesi verilerinde, 2020 yılının ilk 9 ayı sonuçlarına göre, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ticaret cirosu 3.238 milyar dolara ulaşmıştır (Azerbaycan`ın toplam ticaret cirosunda Türkiye ikinci sırada). Azerbaycan mallarının Türkiye`ye ihracatı 2.108 milyar Dolar ve Türk mallarının Azerbaycan`a ithalatı 1.129 milyar Dolar olmuştur.

Azerbaycan İnovasyon Ajansı`nın bildirdiğine göre, Karabağ`da Azerbaycan ve Türkiye tarafları yüksek teknoloji parkı oluşturacaklar. Ülkeler arasında bununla ilgili bir mutabakatın imzalandığı da belirtiliyor. Karabağ`ın yüksek teknoloji ve yenilikler bölgesine dönüşmesi devletimizin ekonomisi ve ilerlemesi için önemlidir. Bu amaçla Karabağ`da teknoloji parkları ve inovasyon merkezleri açılması planlanmaktadır. Ajans, Türkiye`nin en büyük sanayi bölgelerinden birinde bulunan ve 130 teknoloji firmasını destekleyen GOSB teknoloji parkı ile bir mutabakat imzalayarak bu yolda bir ilke adım attı. Mutabakatın, her iki tarafın daha fazla ortak faaliyetlerinden bahseden noktalar içerdiği belirtilir.

-Bazı uzmanlar Zengezur yolunun ısrarla Rusya kontrolünde olacağıyla alakalı endişelerini dile getiriyorlar. Sizce bu yolla ilgili durum ne olur? Uluslararası kamuoyu bu yolun Rusya`nın kontrolünde olmasını nasıl karşılar?

-Biliyorsunuz ki, Azerbaycan ordusunun zaferi sayesinde bir barış anlaşması imzalandı. Bu, “de jure” bir barış anlaşması gibi görünse de, fiilen Ermenistan için gerçek bir teslimiyettir. Hankenti ve diger bir kaç ilçe ile bağlı durum şimdilik tartışmalı görünse de, Azerbaycan”in o bölgelerde de çok yakın tarihte kendi hukuki eğemenliğini kuracağını düşünüyorum. Azerbayca`nın Türkiye ve Rusya ile yakın ortaklıklar kurması ve Türkiye`nin de bu duruma müdahil olması büyük bir başarı. Ermenistan`ın ciddi siyasi yenilgiye uğradını diyebiliriz. Artık, Azerbaycan, Türkiye, Rusya ve İran arasında ilişkilerin güçleneceği görülüyor. Batı`nın, Karabağ konusu dışında tutulacağı kesindir. Bu anlaşmanın imzalanması, aynı zamanda Sayın Erdoğan sayesinde mümkün oldu diyebilirz. Çatışma bölgesinde sadece Rus barış güçlerinin değil, Türklerin de olacağı doğrulanırsa, bu Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın dış politikadaki tam bir zaferi olarak kabul edilebilir.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında mevcut sorunun, Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi`nin Azerbaycan SSC`den ayrıldığını açıkladığı 1988 yılından bu yana devam ettiğini hatırlatmak isterim. Yapılan referandum sonucunda Dağlık Karabağ Özer Cumhuriyeti uluslararası toplum tarafından tanınmayan bağımsız bölge ilan edildi. 1991-1994`te Azerbaycan ile Ermenistan arasında askeri çatışma yaşandı ve sonuç olarak, Ermenistan, Dağlık Karabağ dahil Azerbaycan`ın 7 bölgesini kontrol altına aldı ve Azerbaycan nüfusunu oradan uzaklaştırdı. BM Güvenlik Konseyi, 12 Kasım 1993 tarihli 884 sayılı Kararla Azerbaycan topraklarının işgalini, sivillere yönelik saldırıları kınamış ve işgal güçlerinin tek taraflı geri çekilmesini talep etmişti.

Ayrıca belirtmek isterdim ki, “Rus Barış Güçlerinin” Karabağa girmesi için henüz bir anlaşma yok ve yalnızca deklarasyon imzalanmış bulunur. Yani, Karabağ`da Rus birliklerinin bulunmasının yasal bir temeli yoktur. Bunun için, parlamento tarafından onaylanmış devletler arası bir anlaşmanın olması gerekiyor. Biliyoruz ki, Rusya`nın bölgede hem ekonomik, hem de stratejik beklentileri büyüktür. Rusya, Hazar petrolünün ve gazının Gürcistan üzerinden Avrupa`ya tedarik edilmesinden, Azerbaycan`dan Türkiye`ye Gürcistan üzerinden bir demiryolu inşa edilmesinden, belki Çin mallarının bile Gürcistan`dan geçebileceği gerçeğinden hoşnut değil. Şimdilik Azerbaycan ile Ermenistan arasında herhangi bir uzlaşma olmadığı için, Azerbaycan`dan Ermenistan üzerinden Nahçivana açılacak koridorun da bir üçüncü devletin kontrolünde olması gerekecektir. Bu üçüncü devletin Rusya olacağından endişe duyanları anlamak zor değil. Moskova, Zengezur koridorunu kontrolüne almakla Bakü üzerinde, Laçin koridorunu kontrol etmekle ise Erivan üzerinde bir baskı aracı olarak kullanabilir.

Azerbaycan`ın Hankenti`ni kontrol altına alması çok daha faydalı olabilirdi, öte yandan da, bunun olumsuz sonuçlarının doğabileceği olasılığı da büyüktü. Bu durumda, 150 bin Ermeni mülteci olarak Ermenistan`a göç edecekti, uluslararası toplum ise Azerbaycan`ı ​​etnik temizlik yapmakla suçlayabilir ve çatışma üçüncü devletlerin karışmasıyla daha da alevlenebilirdi. Ayrıca, Türkiye tüm müzakerelere katıldı ve bu durumdan çıkış yolu arayan bir taraf oldu. Şu durumda Karabağ sorununun tamamen çözüldüğünü söyleyemeyiz, buna belli bir süre gerekir. Nahcivan-Azerbaycan koridoru sadece modernize edilmiş karayolu değil, aynı zamanda demiryolu ve boru hattı güzergahlarını da içerecek şekilde genişletileceyi düşünülür. Bu, kaçınılmaz olarak Türkiye`nin, Azerbaycan ve Orta Asya`daki varlığını ve nüfuzunu artırmasına olanak sağlayacaktır.

Burada bir diğer büyük devlet olan İran faktörü de gözardı edilemez. İran, Azerbaycan ile Ermenistan arasında savaş zamanı tarafsızlığını korurken, çatışmaya nasıl cevap verileceği konusunda da bölünmüş durumdaydı. Bir yandan İran, bölgedeki geleneksel düşmanlarından ikisi olan Türkiye ve İsrail`in artan etkisinden derin endişe duyuyor. Öte yandan, Azerbaycan`ın ilerlemesinin İran`daki yaklaşık 20 milyon etnik Azerbaycan`lının bazılarının Tahran`dan Bakü`ye kaymasına neden olabileceğinden endişe ediyor. Şu anda bu pek olası değil, ama yine de İran hükümetine korku aşılayan tek şey budur diye düşünüyorum. Bununla birlikte, Ermenistan`ın Zengezur koridoru boyunca İran`la olan ortak sınırı ve Rusya`nın bu koridoru Gümrü`deki kendi askeri üssünü ve genel olarak Ermeni güçlerini tedarik etmek için kullanması, Erivan ile iyi ilişkilerin sürdürülmesini kritik hale getiriyor. Bu nedenle, Azerbaycan`ın Zengezur koridoru konusunda ilerlemesi İranlılar arasında ciddi endişelere neden olmaktadır.

-Ekonomik dengeler şuan bölgenin diplomasisinde jeopolitik dengeleri üstelemiş duırumda.  Bu konjektürden baktığımızda üstünlük kimden yana? Ve bölgede bir Türkiye Rusya ekonomik rekabeti ilerde alevlenme yaşar mı?

Güncel tarihin temel özelliği, Türkiye`nin senaryoda tam teşekküllü bir oyuncu olarak ortaya çıkmasıdır. Enerji, Türkiye`nin elinde AB üzerindeki en önemli baskı aracı haline geldi diyebiliriz. Türkiye, modern enerjide sadece ihracat potansiyelinin değil, aynı zamanda transit durumunun da önemli olduğunu kanıtladı. Burada, Türkiye`nin, Avrupa`nın “güney enerji kapısı” olarak yeni rolünden bahsetmek gerekir. TANAP-TAP projesinin ilk kısmı 2018`de başlatıldı (Türkiye TANAP üzerinden Azerbaycan gazını alıyor) ve şimdi TAP (Trans-Adriyatik Gaz Boru Hattı) çalışmaları neredeyse tamamlandı. Azerbaycan gazının İtalya`ya ulaşması TAP üzerinden gerçekleşiyor.

Güney Kafkasya, her zaman Rusya ile Türkiye`nin çıkarlarının çatıştığı bir bölge olmuştur. 1990`ların başından beri, NATO üyesi ve ekonomik bir merkez olarak ününü gösteren Ankara, Azerbaycan ve Gürcistan ile güvenlik, savunma, altyapı ve enerji odaklı üçlü bir ortaklık sürdürmektedir. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum gaz boru hattının yanı sıra, Trans-Anadolu doğal gaz boru hattı ve Trans-Adriyatik doğalgaz boru hattının inşaatı tamamlandı. Güney Gaz Koridoru, Hazar Denizi`nin gaz sahalarını AB`deki tüketici ülkelerle ilişkilendirmelidir. Yeni açılan demiryolu, Türkiye`nin doğusundaki Kars`tan Gürcistan üzerinden Bakü`ye kadar uzanıyor.

Türkiye ile Azerbaycan arasında özellikle yakın ekonomik ilişkiler 1990`lardan itibaren gelişti. Ankara, Bakü`nün dış ticaret ortakları arasında halihazırda lider konumdadır. Türkiye, Rusya`yı yavaş yavaş Gürcistan pazarından da çıkararak önemli bir ticaret ortağı ve ana yatırımcı haline geldi diyebiliriz. Ekonomik açıdan özellikle ilgi çekici yer – Gürcistan`daki Müslüman bir bölge olan Acarya`dır. Türk yatırımları bu özerk cumhuriyete aktı söylenebilir. Türkçe tabelalar her yerde parlıyor, yeni inşa edilen camiler, pahalı oteller, restoranlar, barlar ve ithal Türk malları satan dükkanlar sahil boyunca rahat bir şekilde yer alıyor. Türkiye için bir başka çekim merkezi de Batum`dur. Ankara, TİKA ajansı aracılığıyla komşu ülke topraklarında inşaat, ulaşım ve tıbbi alanlarda çeşitli ekonomik projeler yürütmektedir. Şimdi ise Karabağda savaşın zaferle sonuçlanması Türkiye`nin, Kafkasya`da Rusya`nın yerini alma fırsatını artırmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ