Ankara Bakü

Ermeni kimliğinin en iyi kanıtı: Ağdam şehrinin kalıntıları – VİDEO/RESİM

Ermeni kimliğinin en iyi kanıtı: Ağdam şehrinin kalıntıları – VİDEO/RESİM

Azer HASRET, @azerhasret

O zamanlar – 1993`te ben bir öğrenciydim. Bakü Devlet Üniversitesi`nin 1. sınfını bitirip kendi köyüme – Dedeli`ye (Haçmaz) dönmüştüm. Yaz aylarını orada geçirip Eylül`de Bakü`ye dönecek, yeniden derslerime devam edecektim. 1. sınıfta Üniversite`nin yurduna yerleşmiştim ve geri dönünce orada yaşamaya devam edeceğime emindim…

Zamanın Cumhurbaşkanı Ebülfeyz Elçibey`in davetile ülkeyi yönetmek için Bakü`ye dönmüş Haydar Aliyev devleti yeni yeni düzene döndürmekteydi. Ama çok yavaş gidiyordu işler. Sadece imkansızdı. Bir taraftan Ermenistan`ın saldırıları, diğer taraftan da Azerbaycan`ın sürüklendiyi iç karışıklık hatta şu tecrübeli devlet adamının bile çevik davranmasına engel oluyordu. Lakin o hiç usanmadan çalışarak ülkeyi olabildiğince çabuk kaostan kurtarıp gelişme yoluna yöneltmek istiyordu. Karışıklık işgalci düşman için de ilave fırsattı. O yüzden de Ermenistan fırsat kollayarak saldırılarını – işgal alanlarını genişletiyordu.

Sonuçta Dağlık Karabağ etrafındaki bir kaç ilçe de Ermenistan`ın işgaline uğradı. 1993 yılının 23 Temmuz günü Ağdam şehri de dahil olmakla bu ilçenin çok büyük bir kesimi düşman eline geçti.

…Aynı yılın Ağustos ayının sonunda Bakü`ye döndüm. Şehre ulaşınca direkt olarak Üniversite`nin öğrenci yurduna yollandım ki, kendi odama yerleşeyim. 4. kattaki koridora kalkıp odamın kapısına yanaştım. Kapıyı açmaya çalıştım, açamadım. Bir az durdum. Bu vakit içeriden ses geldi ve kapı açıldı. Karşımda genç bir bayan duruyordu. Sanki bugün olmuş gibi hatırlıyorum: solmuş, ama güzel yüzü vardı. Dertli gözüküyordu. Kırıktı, ama güzeldi. Dik yüzüme bakıp duruyordu. Kurumuş gibiydi. Bir kelime bile söyleyemiyordu. Ben de onun gibi dona kalmıştım. Bir anlık yüzüne bakıp gözlerimi kaçırdım. Sonra kendimi toparlayıp, “hanım, burası benim odamdır” diyebildim. O da ne olup bitdiğini anlamışcasına, “evet, şu odada siz mi kalıyordunuz? Ben eşyalarınızı toplamışım, şimdi getiririm” diyerek odaya döndü. Elinde benim bavulumla yeniden kapıya yanaştı. “Buyurun”, diyerek yine de aynı donmuş nazarlarını yüzüme dikti. Bu kez ben de onun yüzüne baktım. Gözlerinin derinliğine inip orada ne kadar büyük bir kederin saklandığını fark etmemek imkansızdı. Şunu gördüm ve anladım. O yüzden hiçbir şey söylemeden bavulumu aldım, teşekkür ederek oradan ayrıldım…

Sonraki yıllar içinde nedenini bile bilmeden bana öyle geliyordu ki, hanım Ağdamlı`dır. Karabağlı ve mülteci olması kuşkusuzdu. Ama neden Ağdamlı olduğu kanaatına varmıştım? Şunu günümüze kadar da anlamış değilim. Ne o nereli olduğunu söylemiş, ne de ben sormuştum…

Ağdam benim hafızamda hem de şu hatıra ile ilişip kalmış. O Ağdam ki, 1993 yılından sonra uzun süre Ermenistan`ın işgali altında kaldı. Kaldıkca da ağ damları kara güne konuldu. Yıkıldı, dağıtıldı, yakıldı, yer yüzünden silinmeye çalışıldı. Ve günün birinde Azerbaycan halkı da, devleti de kendine döndü, toparlandı, belini dikeltti ve 20 Kasım 2020 yılı itibarile ordumuzun gücü karşısında daha dayanamayan düşman kendiliğinden Ağdam`dan çekilip gitmeli oldu.

Şimdi Ağdam özgürdür. Karabağın diğer torpakları gibi orası da devletimizin denetimi altındadır. Biz artık oralarda yenidenkurma işlerine de başlamış bulunmaktayız. Lakin bu iş bir az uzayacağa da benziyor. Çünkü düşman giderken arkasında binlerce km karelik mayın döşenmiş arazi bırakmış. Bu araziyi temizlemekse bayağı zaman alacak galiba. Ağdam o arazilerden bir tanesidir.

…13 Mart 2021 yılında Azerbaycan Cumhurbaşkanı`nın görevlendirmesi üzerine onun yardımcısı Hikmet Hacıyev`in eşliğinde bir qrup sivil toplum çalışanı ve gazeteci olarak Ağdam`a yollandık. Heyecan doruktaydı. Düşman taptağından kurtarılmış toprağımızda neler bekliyordu bizi? Biliyorduk, oraların altı üstüne getirilmiştir. Hatta tahminlerimiz de vardı. Lakin yine de göreceklerimizi merak ediyorduk.

Ulaştık. Ağdam`ın işgalden kurtarılmış kesimine kontrol noktasından geçtik. Hemen de arkada bırakıp geldiğimiz temiz, düzenli, bakımlı topraklar yerini baykuşların uluduğu harabelere verdi. Yalnız dikili yapıtlar değil, toprak bile büsbütün dağıtılmış şu yerde. Yol boyunca gördüğümüz manzaranın içimizi ağrıtmaması imkansızdı. İşgalci Ermenistan ordusu etrafta her yeri kazıp dökmüştü. Hendekler, tahkimatlar burada büyük savaş hazırlıklarının olmasından haber veriyordu. O güzel, verimli topraklarımızı bunlar yeniden kan çanağına dönüştürmek için hazırlıklar görmüş bulunmuşlardı. Şunu görünce düşündüm; iyi ki, biz Ermenistan`ı gücümüzle hesaplaşmağa, Ağdam`dan kendi rızasıyla çekilip gitmeye mecbur edebildik. Yoksa tüm bu hazırlıklar sonucu kayıplarımız pek büyük olabilirdi. Demek ki, Muzaffer Ali Başkomutanımız İlham Aliyev`in zekasına güvenmekte yanlış yapmamışızdır!

Ağdam şehrine giden yolun üzerindeki iskan mıntıkalarının yerinde yalnız harabelikler kalmaktadır. Örnek için bile tek bir sağlam bina yok. Hiç sadece sağlam bina değil, üzerinde damı var olan, yahut da hiç olmazsa duvarları yerinde bulunan hiçbir yapıt göze değmiyor. Bakınca yürek ağrıtan manzaradır. Çoğu evlerin içinde çok yıllık bitkiler – ağaçlar gözüküyor. Bir zamanlar mutlu gülüşlerin işitildiyi o duvarların arasından şimdi ağaçlar, otlar boy vermekte. İnsan sesini çoktan yadırğamış o duvarlar. İlk bakıştan anlaşılıyor ki, buralarda uzun yıllar insan yaşamamış, hiç yaşamaya da hazırlanmamış. Hemen anlaşılıyor ki, işgalciler günün birinde buralardan top yekün çekip gideceklerini iyi bilmişler. O yüzden de bacarabildikçe çok dağıtmışlar. Yağmalamış, taşıyıp götürmüşler. Götüremediklerini de dağıtmışlar ki, günün birinde sahipleri geri dönünce buralarda yaşayamasınlar. Lakin bir hesapta yanılmışlar: Azerbaycan devleti kendi halkıyla elele vererek buraları yeniden yoktan var edecek kadar güçlüdür!

…Biraz ileride – Ağdam şehrine az kala otobüslerimiz durdu. Aşağı indik. Bizden sağdaki taş yığınları dikkatimizi çekti. Sandık ki, dağılmış evlerin kalıntılarıdır. Lakin öyle değilmiş. Burası Ağdam `ın 2. Şehitler Hiyabanı imiş. Evet, yerle bir edilmiş şu mekan yıllar önce şehitlerin uyuduğu mezarlık imiş. Goreşen karakterli düşman mezarlıkları bile kazmış, orada uyuyanların kemiklerini bile yağmalamış, etrafı kendi huyuna uygun baykuş yuvasına dönüştürmüş. Arazinin mayınlı olması yüzünden pek de yanaşamadığımız için uzaktan çekim yaptık ki, şu vahşetin izlerini biz de dünyaya gösterelim…

Az sonra artık Ağdam şehrine giriş yapmıştık. Biz kurtarılmış Ağdam`ı TV kanallarında görmüştük. Dağıntılardan haberimiz vardı. Lakin ölçeğini yeteri kadar hayal edemiyorduk. Şimdi arazide bulununca asıl faciayı – savaşın ruhunu kendi derimizde hissettik…

Şehirle bağlı birşeyleri tek tek anlatmak imkansızdır. Çünkü bir birinden farklı hiçbir nesneye rastlamak mümkün değildir buralarda. Tüm görüntüler aynıdır. Her tarafta dağılmış evler var. Üzerinde damı bulunan hiçbir ev yok. Sadece bazı binaların duvarları tam olarak dağılmış, bazılarınınki ise kısmen. Yani bir zamanların 40-50 bin nüfuslu şehrinden geriye kalanlar yalnız bunlardır. Bir de dağılmış evlerin içinde boy vermekte olan otlar ve ağaçlar insanda garip duygulara neden oluyor. Bakınca düşünüyorsun ki, şu odalarda bir zamanlar kimler yaşamış acaba? Yahut da 30 yıl önce o odalarda yaşamış insanların kendileri şu anda yanımızda bulunsaydı hangi duyguları yaşardı?

Maalesef, şehirde serbest gezip dolaşmak imkanımız yoktu. Çünkü her tarafa mayın döşendiği için sadece bize gösterilen yolla gitmeli, ayağımızı bir adım bile dışarıya atmamalıydık. Nitekim, görebildiklerimiz de bizim için yeterli oldu. Baktık, gördük, kameramızla çektik ki, dünyaya gösterelim. Gösterelim ki, başımıza getirilenleri görüp de acımızı anlayabilisinler.

Anlayabilirlermi? Kesin olarak bilmiyoruz. Ama sanırız kalbi olan herkes bizi anlamak zorundadır. Başka türlüsü imkansız. 1993 yılında Ermenistan silahlı kuvvetleri Ağdam`ı işgal ederken şehre zarar verilmişti. Lakin bu kadar değildi. Şimdi ise bizim karşımızda azkalsın sıfırlanmış bir şehir var. Yer yüzünden silinmiş, mezarlıkları bile dağıtılmış bir şehirdir bir zamanların o güzel Ağdam`ı. Ermeniler böyle bir millettir. Onlar sadece işgal etmiyor. Hem de işgalden sonra yoketme operasyonları da gerçekleştiriyor ki, tarihin izlerini silsinler. Silsinler ki, yıllar sonra sahte tarihle buraların “kadim Ermeni toprağı” olduğunu “ispatlasınlar”…

Ordumuz sağ olsun! Muzaffer Ali Başkomutan İlham Aliyev`in uzakgören ve düşünülmüş siyasetini temkinle desteklemeseydik topraklarımızı işgalden kurtarmak çok zor olurdu. Biz millet olarak şunu başardık! Tek yumruk olmayı, liderin arkasında birleşmeyi, düşmanla 21. Yüzyılın taleplerine uygun savaşmayı başardık! Ağdam`ın kalıntıları bizdedir. Olsun! Biz onu yeniden kuracağız! Cumhurbaşkanı İlham Aliyev`in sözüyle dersek, “Biz seni yeniden canlandıracağız, Ağdam!”

Sözardı: Ermeniler bütün dünyaya bizi – Azerbaycanlılar`ı ve tüm Türkler`i vandal, barbar gibi göstermekte. İddia ederlər ki, biz onların tarihi abidelerini dağıtıyormuşuz. Kimin asıl vandal ve barbar olduğunu merak edenler sadece Ağdam`ı birkez kendi gözlerile görsünler, yeterli olur. O zaman anlarlar ki, bizi itham eden Ermeniler, aslında kendilerine has sıfatları başkasına yapıştırmak istiyorlar…

Dedeli, Haçmaz

Yalnızca şu görüntü Ağdam`ın nasıl yakılıp yıkıldığını göstermeye yeter
Ağdam Camii. Nasibini almış işgalden…
Uzakta gözüken kalıntı Ağdam Devlet Tiatrosu`ndan geriye kalanlardır…
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ