Ankara Bakü

Fatma Yıldırım: “Türkiye’nin Azerbaycan’ın haklı davasına kesin desteği bize ruh ve güç verdi”

Fatma Yıldırım: “Türkiye’nin Azerbaycan’ın haklı davasına kesin desteği bize ruh ve güç verdi”

 “Türkiye, İkinci Karabağ Savaşı’nın en başından itibaren Azerbaycan’a siyasi ve manevi desteğini en yüksek kürsülerden ilan etti ve desteğini sonuna kadar sürdürdü. Vatan Savaşı’ndaki şanlı zaferimiz, Azerbaycan ve Türkiye’nin ebedi kardeşliğinin simgesi oldu ve bu birliğin gücünü tüm dünyaya gösterdi. Savaş sırasında, kardeş Türkiye’nin Azerbaycan davasına verdiği kesin destek bize ekstra ruh ve güç verdi. Bu destek nedeniyle, bazı uluslararası çevreler işgalci Ermenistan’ı açıkça destekleme konusunda isteksiz davrandılar. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Aralık’ta Bakü’de düzenlenen zafer geçidinde yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin her zaman Azerbaycan’ın yanında olacağını söyledi. Nitekim iki kardeş devletin birlikteliğinde sonraki aşamalarda uygulanacak pek çok projeler var.”

Bu sözleri Ankarabakü’ye verdiği demeçte Azerbaycanlı milletvekili Fatma Yıldırım söyledi. Fatma Yıldırım, bağları daha da güçlendirmek için birkaç gün önce imzalanan ikili anlaşmaların “Bir millet, iki devlet” sloganının açık bir tezahürü olduğunu belirtti. İki ülke arasında tek bir kimlik kartı ile seyahat edebilme, medya alanındaki ortak faaliyetlerin düzenlenmesi ve kurtarılan topraklarımızın yeniden inşasında Türk şirketlerinin yakın katılımı başlı başına dünyaya önemli mesajlar göndermektedir:

‘‘Her zaman manevi bir bağımız olduğu biliniyor. Sovyetler Birliği’ndeki 70 yılımız Türkiye ile ilişkilerin kurulmasını sınırlandırmasına rağmen, halk bu sevgiyi hep kalplerinde yaşamıştır. Gençliğimizde tüm kısıtlamalara rağmen Türk sanatçıların elde etmekte zorlandığımız şarkılarını gizlice ve özlemle dinlediğimizi hatırlıyorum. Türk halkının da bu özlemle yaşadığına eminim. O dönemde kardeş ülkeyi ziyaret etmek için birçok engelle karşılaştık. 1988 yılında Türkiye’ye yaptığımız ilk aile seyahatimizi hatırlıyorum, bu seyahatin ancak Moskova’nın izniyle mümkün olduğu, pek çok denetimden ve zorlu görüşmelerden sonra Moskova-İstanbul uçuşunda vize alarak mümkün olduğunu belirtmeliyim. Bugün 2020 yılında bağımsız bir ülkenin vatandaşları olarak her birimiz tek bir kimlik kartı ile kardeş bir ülkeye seyahat edebileceğiz. Bu tabii ki, çok önemli tarihi bir olay ve hem Türkiye, hem de Azerbaycan’ın bağımsız, siyasi ve ekonomik açıdan güçlü, kendi kararlarını veren iki devlet olduğunu gösteriyor. Bugün iki ülkenin liderinin, halkın özlemlerini devlet politikası düzeyinde gerçekleştirmesi çok sevindirici. Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesiyle ikili ilişkilerimizin böylesine güçlü bir döneminde yaşamak mümkün olmuştur.’’

Milletvekili, aynı zamanda var olan gerçeklerin Azerbaycan ve Türk diasporalarının birlikte yakın çalışmasını zorunlu kıldığını kaydetti. Son zamanlarda yaşanan olaylar, iki kardeş ülkenin bu seviyede yakınlaşmasını istemeyen ülke sayısının her geçen gün arttığını gösterdiğini belirten Yıldırım aynı zamanda dünyada güçlü bir Ermeni lobisi olduğunun da özellikle altını çizdi. Ermenistan’ın savaş alanındaki ezici yenilgisini sindiremediklerini söyleyen milletvekili muzaffer ordumuzun 44 günlük savaşta kazandığı zafer, Ermeni lobisinin zihninde şok etkisi yarattığını belirtti: ‘‘Savaş sırasında yurt dışında da yaptıklarına ve ülkemiz hakkında olumsuz görüş oluşturma girişimlerine şahit olduk. Savaş bitmesine rağmen mücadele bitmedi diye düşünüyorum. Ermeniler hala Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı güçlü bir karşı propaganda yapıyorlar. Bu açıdan bakıldığında Azerbaycan ve Türk diaspora kuruluşlarının dünyadaki faaliyetlerini koordine etmesi, bu konuda birleşmeleri ve tek platformdan konuşmaları gerektiğini düşünüyorum.’’

Milletvekiline göre, Fransız ve Hollanda parlamentolarında Azerbaycan ve Türkiye aleyhine belgelerin kabul edilmesi Ermeni diasporasının faaliyetinin sonucudur: “Oradaki Ermeni lobisi aktif olduğu gibi, güçlerimizi birleştirmeli ve onlarla ciddi bir şekilde savaşmalıyız. Türkiye’ye ve kendimize ‘‘bir millet iki devlet’’ dersek diasporamız  da bir olmalıdır. Bir ulusun iki diasporası olamaz! Dünya meydanlarını Ermeni lobisinin sahte propagandasına teslim etmemeliyiz, onların çirkin eylemlerine karşı savaşmalıyız. Gerekirse bu ülkelerdeki STK’lar ile yakın ilişkiler kurmalı, seminerler ve yuvarlak masa toplantıları düzenlemeliyiz. Son yıllarda bu yönde bazı çalışmalar yapıldığı doğrudur, ancak Avrupa’da artan İslamofobi ve Türk karşıtı eğilimler bağlamında bizler Azerbaycan ve Türk diasporaları olarak daha güçlü hale gelmeliyiz. 2003 yılından beri Avrupa’da yaşadığım yıllarda diaspora faaliyetlerinde bulunduğumu ve Belçika Krallığı’ndaki “Avrupa Azerbaycanlılar Merkezi” nin başında olduğumu belirtmek isterim. Avrupa’nın başkenti Brüksel’de Karabağ’ın gerçekleri ve Hocalı soykırımı konusunda Avrupa toplumunu bilgilendirmek için çok toplantılar düzenledik.

Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, Türk diaspora kuruluşlarını bu etkinliklere davet ederek sesimizi daha yüksek ve anlamlı hale getirmeyi başardık ve bu olayların yankısı yabancı basına da yansıdı. Türk diasporasına başvurduğumuzda, onları etkinliklerimize davet ettiğimizde her zaman samimi bir destek aldık, açıklamalarımızı birlikte imzaladık, Ermeni lobisiyle birlikte savaştık. Anavatana geldiğinde yurt dışındaki tüm Türk toplumlarının desteklediği bir gerçektir. Bugün daha da güçlü olduğumuz bir zamanda, diaspora birliğimizi güçlendirmeliyiz. Bu birlik, Ermeni faşizmini ve Ermeni terörizmini dünya toplumuna aktarma çalışmalarına daha büyük katkı sağlayabilir.’’

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ