Ankara Bakü

İsmail Cengiz: Zulüm karşısında suskun kalmak insani değildir…

İsmail Cengiz: Zulüm karşısında suskun kalmak insani değildir…

‘‘Para ile İman’ı yan yana götürmeyi beceren muhafazakar tacirlerimiz Çin ile ilişkilerin aksamadan devam etmesinden yanalar’’

Türkiye’de kamuoyu gündemini meşgul eden Türkiye ve Çin arasında suçluları iade anlaşması, 22 Aralık 2020 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi ve ardından da 26 Aralık 2020 tarihinde Çin Parlamentosu tarafından onaylandı.
Bu haber özellikle Türkiye’de yaşayan Uygur Türklerinin tedirgin olmasına sebep olurken; gözler anlaşmanın bir süredir bekletildiği TBMM Adalet Komisyonuna çevrildi. Acaba ne karar çıkacak? Konuyu Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı İsmail Cengizle konuştuk.

-Hocam, hepimiz biliyoruz ki, Doğu Türkistan konusunu Batı ve ABD Çin’e karşı baskı unsuru olarak kullanıyor. Mesela sayın Doğu Perinçek gibi siyasiler olayı Batı’nın kışkırtması olarak değerlendiriyor. Aslında neler oluyor bölgede biraz açar mısınız okurlarımız için?

Doğu Türkistan’da yoğun insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Milyonlarca masum ve mazlum insan, beyinleri zehirlendikleri gerekçesiyle sözde eğitim merkezleri adı verilen “Ceza ve Toplama Kampları”nda komünist ideoloji ile beyinleri yıkanıyor. Dini ve milli kimliklerini hatırlatan bütün “değerler” yok edilerek soykırım politikası uygulanıyor.

Doğu Türkistan’da yaşam mücadelesi veren 30 milyon soydaşımızın bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi, Amerika’nın insafına terk edilemeyecek kadar milli, dini ve insani bir davadır. Evet, Batı’nın kışkırtması var. Evet, ABD, kendi çıkarları için “Uyghur Kartı”nı öne sürüyor. Ancak küresel güçlerin bu mesele ile ilgilenmeleri veya Uygurları kışkırtıyor olmaları, Doğu Türkistan’daki baskı ve zulmü görmemizi engellememeli… Perinçek de eğer Uygurları kendi Kardeşi olarak görüyorsa, soydaşlarının kendi dilini konuşarak, kendi kültürel değerlerini ve inançlarını yaşamaları için onlara destek olmalıdır…

– Türkiye ile Çin arasında son dönemde bir iade anlaşmasının yürürlüğe gireceği ifade ediliyor. Bu anlaşma yürürlüğe girdiğinde neler olacak sizce?

-Türkiye ile Çin arasında imzalanan “Suçluları İade Anlaşması”nın yürürlüğe girmesi ile, “ısmarlama ve keyfi suçlamalarla” Türkiye’deki vatandaş olmayan Uygurlar ve Türkiye üzerinde psikolojik baskı kurması beklentisi var. Bu yöntemle Uygurlar ile Ankara’yı karşı karşıya getirmek amaçlanıyor olabilir.

-Türkiye’deki milliyetçi ve İslamcı kesimin içinde öyle gruplar var ki, bunlar hem Çin zulmüne karşı çıkalım diyorlar, hem de Çin ile iyi ilişkiler içinde olalım. Böyle bir şey mümkün mü yani?!

-Mümkün. Para ile İman’ı yan yana götürmeyi beceren oldukça kabiliyetli muhafazakar tacirlerimiz Çin ile ticari ilişkilerin aksamadan devam etmesinden yana olduklarını biliyoruz. Doğu Türkistan’da soydaşlarımıza, dindaşlarımıza yönelik bunca baskı ve zulme rağmen Çin ile ticaret yapanların sayısında artış var ve olmaya devam edecektir. Çünkü bu insanların önceliği, kasalarına koyacakları “para”dır. Ticaret elbette olmalıdır, olacaktır. Ancak zulüm karşısında suskun kalmak insani değildir… Doğu Türkistan’da yaşayan kardeşlerimizin huzur içinde, özgürce yaşayabilecekleri bir ortamın oluşmasını sağlamak için girişimde bulunmamız milli, dini ve insani borcumuzdur…  

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ