Ankara Bakü

Konstantinopolis Değil, İstanbul

Konstantinopolis Değil, İstanbul

ABD Başkanı Joe Biden, 1915 olaylarının yıl dönümüyle ilgili açıklamasında “soykırım” sözcüğünü kullandı. Biden’in İstanbul’dan söz ederken Konstantinopolis demesi dikkat çekti. Biden tarafından yapılan açıklamanın ilgili bölümü şöyle:

“24 Nisan 1915’ten itibaren Konstantinopolis’teki Ermeni aydın ve cemaat liderlerinin Osmanlı yetkilileri tarafından tutuklanmasıyla bir buçuk milyon Ermeni tehcir edildi, katledildi, imha politikasıyla öldürüldü. Meds Yeghern’in (Büyük Felaket) kurbanlarını onurlandırıyoruz, böylece onların dehşeti tarihte asla kaybolmasın. Nefretin tüm yıpratıcı etkisine karşı daima tetikte kalmamız için hatırlamalıyız.”

Biden’in asılsız, temelsiz ve hukuki hiçbir bağlayıcılığı olmayan açıklamasını üzüntü ile kınıyoruz. Çanakkale Savaşları sırasında Osmanlı’ya karşı ayaklanan ve Rus Ordusunu Doğu illerimize işgal etmesi için davet eden, Sarıkamış Felaketi’ni binlerce askerimize yaşatan, topraklarımızda yarattıkları isyan, zulüm ve katliamlar nedeniyle sadece tehcir edilen Ermenilere karşı iddia edilen bir “soykırım”ın yaşanmadığını biliyoruz. 

İstanbul’un eski adı Konstantinopolis

İstanbul sözünün kökeni Rumca Stin ve polis sözlerinden meydana gelmiş. Rumca  stin sözünün; “e doğru” polis sözünün; “şehir” anlamına geldiği biliniyor. “Şehre doğru” anlamındaki Stinpolis sözünün zamanla bozularak Stanpolis biçimine dönüştüğü görülüyor.

İstanbul, 330 yılında Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edildiğinde Latince “Yeni Roma” anlamındaki Nova Roma adını aldı. 337’de Roma İmparatoru I. Konstantin’in ölümüyle kentin adı onun şerefine “Konstantin’in kenti” anlamına gelen Konstantinopolis olarak adlandırıldı. Konstantinopolis,  Bizans İmparatorluğu döneminde kentin resmî adı idi.

Osmanlı İmparatorluğu 1004 yıl Byzantion, 1116 yıl, Konstantinopolis olarak adlandırılan şehri fethettikten sonra ismini değiştirmedi. Osmanlı döneminde Rumca Konstantinopolis sözünün; Arapça telaffuzu Konstantiniyye (Konstantin’in kenti), Arapça Dersaadet (Mutluluk şehri), Makarrı Saltanat (Saltanat Merkezi), Islambol (İslam şehri),  Darü’l-Hilafetü’l Aliye (Yüksek Hilafet Merkezi), Payitaht-ı Saltanat (Saltanat başkenti) olarak adlandırılan şehrin adı Cumhuriyet’in ilanından sonra İstanbul olarak kabul edildi.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden son padişah Vahdettin dönemine kadar İstanbul’da basılan tüm madeni paraların üzerinde, basıldığı yer olarak Konstantiniyye yazıyordu. Saray ve ulema genellikle Konstantiniyye ve Dersaadet’i, halk ise İstanbul ya da İslambol sözlerini kullanıyordu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Atatürk’ün emriyle 3 Ocak 1929’da Türkiye Posta Telgraf ve Telefon Genel Müdürlüğü, merkezi İsviçre’nin Bern şehrinde bulunan Uluslararası Posta Telgraf ve Telefon Teşkilatı’na bir mektup yazarak, “Bundan sonra Constantinople yerine İstanbul adının kullanılması gerektiğini, aksi takdirde gelen postaların iade edileceğini” resmen bildirmiştir.

 İstanbul’da Türkçe olmayan sokak isimleri 1927’de değiştirildi

 İstanbul’da 1927’de cadde, sokak ve köy adlarında yapılan değişikliklerin bazıları şöyle: Cadde-i Kebir: İstiklal Caddesi, Tatavla: Kurtuluş, Feriköy-Ermeni Kilise: Feriköy Fırın Sokak, Frenk Kilise: Satırcı Sokak, Moskof Kilise: Dershane Sokak, Papaz Köprüsü: Yaya Köprüsü, Mimar Andrea: Koçyiğit, Yanaki: Can Eriği, Aya Kiryaki: Teşrifatçı, PapayannHristo: Yeni Asır, Rousso: Türk Beyi Sokak, Konstantin: Baysungur Sokak, Feriköy Hamam: Ergenekon  Caddesi.

Türkçede “toponimi”olarak bilinen toponymie (Yer Ad Bilimi) alanında çalışan bilim adamlarımızı saygı ile anarken, her ülkede olduğu gibi yerleşme yerlerine ad verirken hangi etkenlerin önem kazandığına bakmalıyız. Yer adlarının kökeni ile ilgili araştırmalarda geçmişle ilgili bilgilerin yanında, dil, tarih, iskân politikaları ve ülkenin etnik yapısı hakkında bilgi edinmek mümkün. Türkler, arazi parçalarını, yerleşme alanlarını adlandırırken onu en güzel biçimde anlatan özelliğini vurgulamış, millî kültür mirası olan şehir, köy, kasaba, arazi, dağ, dere, tepe, mevki, köprü vb. yerlere verdikleri adlarla bu yerlerin âdeta günümüze kadar yaşamasını sağlamışlardır.

Kaynak: www.dokuzsutun.com.tr

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ