Ankara Bakü

Mermilerle aydınlatılan gece…

Mermilerle aydınlatılan gece…

Bugün genç yaşlı hepimiz şehitlerimizin kabirlerini ve kutsal ruhlarını andığımız günleri yaşıyoruz. Uzun yıllardır Şehitler Hıyabanı’na, yani Şehliğe, o masum insanların gömüldüğü mezarlığa akın eden insan seli, birliğimizin tasdikini bir kez daha göstermektedir.

20 Ocak halkımızın onur günlerinden birisi…

O gece sokaklarda dökülen şehitlerin kanı, milli ideolojimizin uyanan güneşini simgeliyor. O gün halkımız, zehirli yılana tek başına saldıran Sovyet birliklerine karşı özgüven ve azimlerini gösterebildiler. Bu, milletimizin özgürlük için savaşmaya ve ihlal edilen hakların iadesi için mücadele etmeğe kararlı olduğunu gösterdi.

O sabah annem, babam, bilim adamım, şairim, doktorum, işçim, herkes ağlıyordu – milletim ağlıyordu. Ama bu ağlama, diğer ağlamalara benzemiyordu. Bu gözyaşları milletin saflık ve aydınlanma çağıydı. Bu gözyaşlarıyla şehitlerin ruhları “yıkandı”. O soğuk sabah bambaşka bir SABAH oldu.

Ocak 1990’ın kanlı gecesi, büyük bir ulusun ulusal öz bilincini yok etmeyi ve devlet tarihi boyunca esnek olmayan, görkemli gururunu kırmayı amaçlayan barbarca ve kasıtlı bir adımdı. Yüzlerce masum insanı feda ettiğimiz o gece bizi daha da güçlendirdi. Ortak kederimizden, millet olarak bizi daha yakından birleştiren ortak kederimizden, kutsal bir yemin ortaya çıktı: Şehitler Hıyabanı!

Halkımızın 31 yıllık tarihine siyah harflerle kazınan 20 Ocak trajedisinin yıl dönümlerini büyük bir keder ve hüzünle selamlıyor ve vedalaşıyoruz. O kanlı, korkunç geceden kurtulmamız uzun zaman alsa da, halkımız o korkunç deneyimi asla unutmaz. O yıl doğan çocuklar zaten genç. Şehit ya da gazi olmaya hazır, toprak için canlarını feda edebilen millet fedaileridir. Düşmanımıza millet olduğumuzu, yenilmez bir halk olduğumuzu, trajedimizin kan hafızamızdan silinmediğini, böyle korkunç olayların tekrarlanmadığını ispat etmeliyiz.

Bugün genç yaşlı hepimiz şehitlerimizin kabirlerini ve kutsal ruhlarını andığımız günleri yaşıyoruz. Uzun yıllardır Şehitler Hıyabanı’na, yani Şehliğe, o masum insanların gömüldüğü mezarlığa akın eden insan seli, birliğimizin tasdikini bir kez daha göstermektedir.

İyi huylu, barışsever bir ülkenin özgürlük ve bağımsızlık fikirlerine açıkça savaş ilan edenlerin iğrenç niyetlerinin ve gerçekleştirdikleri geniş kapsamlı kanlı katliamın uzun zamandır sessiz kaldığı ve gördüklerini görmezden geldiği biliniyor.

Gideceğimiz yere götürdüğümüz karanfiller de o gün öldü. Lekeler içinde kaldı. Kırmızı güller de kurşuna dizildi. Ancak her yıl 20 Ocak Şehitler Hıyabanı’na gelen ziyaretçilere eşlik eden melankolik, hüzünlü milli müziğimiz yas müziği gibi kalbimize hüzün katıyor. Evet, her yıl tekrarlanıyor bu dertler. Şehitlerimizin öcü alınmadığı sürece bu gözyaşları akacak böyle…

Azerbaycanımızın kanının anısına sonsuza dek yazılan yas günlerimiz adına bir dilek diliyorum. Bu günlerin anısına bir “ebediyet senfonisi” bestelensin – bir marş gibi! Çocuğundan yetişkinine herkes bu marşı ezbere bilsin ve yüksek sesle söylesin!

Televizyonda duyurulduğunu hayal ediniz lütfen: – Yarın 20 Ocak saat 12.00’de Şehitler Sokağı’nda şehitlerimizin ruhları için “ebediyet senfonisi” çalınacak. Bu marş, kalbinde vatandaşlık ateşi olan her Azerbaycanlı’nın dilinde söylenmeli! “

Bir saniye öylece hayal ediniz. Gözünüzün önünde hayali belirdi mi? Sonsuz kalabalığa katılanlar sessizlik yerine, belirlenen saatte görkemli heykellere dönerek bu marşı büyük bir tantana ile söylediler ve gemilerin düdüğü büyük bir kalabalığın sesinde yankılandı. Bu kanlı birlik ve beraberlik senfonisinin sesi Bakü’nün tamamında yankılanıyor. Evlerde ve sokaklardaki tüm insanlar bir anda ayağa kalkıyor, yumruklarını sıkarak başlarını dik tutuyor. Bütün şehir, bütün Azerbaycan, bütün Türk dünyası o anda “Ebediyet Senfonisi”ni söylüyor ve bu sesi sadece dostlarımız değil, alarma geçen ve sarsılan düşmanlarımız da duyuyor. Bu marş, bizden çalıp kendi yapmak istedikleri türkülere benzemiyor. Çünkü bu marş bizim için bir “ebediyet senfonisi” olacak ve onlar için ölüm cezasına dönüşecek!

Milli birliğimiz ve milli kurtuluşumuz bu marşı söyleyerek başlamalı! “Ebediyet senfonisi’’nin yakında bestelenip söyleneceğini umuyoruz.

OKTAY ORUÇLU

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ