Ankara Bakü

‘‘Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin bölgede NATO ülkesi olarak büyük sorumluluk üstleneceğine inanıyorum.’’ – Uluslararası istihbarat uzmanı Farrukh Mammadov

‘‘Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin bölgede NATO ülkesi olarak büyük sorumluluk üstleneceğine inanıyorum.’’ – Uluslararası istihbarat uzmanı Farrukh Mammadov

Uluslararası istihbarat uzmanı Farrukh Mammadovla ankarabaku.com olarak bölgedeki durumu değerlendirdik.   

– Karabağ savaşında Azerbaycan’ın kazandığı şanlı zaferden sonra dünya biranda dondurulmuş ihtilaflara döndü yüzünü. Bu ihtilaflar biliyoruz ki, genelde Rusya kaynaklıdır. Sizce, bu ihtilafların çözümü eski Sovyetler Birliği ülkelerinden uzaklaştırılmasıyla mı sonuçlanacak?

-Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Rusya Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra kendi gücünü kaybetmemek, askeri, politik ve aynı zamanda ekonomik işgalciliğini sürdürmek adına bölgede bazı dondurulmuş ihtilaflar oluşturdu. Çünkü Sovyetler Birliği dağıldığı zaman Rusya sadece Sovyetler Birliği ülkelerinde değil, Ortadoğu’da, Afrika’da, Doğu bloğu ülkelerinde kontrolü tamamen kaybetmişti. Tabii yenilgiye uğramış bir devletin kendisi için etki alanları oluşturması oldukça önemliydi. Hemen hemen iflas ettiği, kaosun ve anarşinin kol gezdiği bir dönemde Rusya’nin bunu yapması ileriye yönelik yapmış bir yatırımdı. Bu ihtilaflar arasında biz Karabağ’ı, Güney Osetya’yı, Transdinyester’i; Abhazya’yı ve Donetsk’i gösterebiliriz. Karabağ’ın işgalden kurtarılmasıyla başlayan süreç Rusya’yı bu ihtilafları çözmesi yönünde aktifleşmeğe zorlayacak. Burda sadece Rusya aktifleşmeyecek, aynı zamanda Joe Biden’in yemin töreninden sonra ABD’nin ve Avrupa Birliği’nin ciddi anlamda aktifleşmesi bekleniyor ki, burda da Birleşmiş Milletlerin ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ilkesi en önemli karar olarak kabul edilecektir. Tabii ki, bazı zorlukların aşılması gerekiyor, bunlar yıllardır birikmiş sorunlar. Şuanda Karabağ’da konuşlanmış Rusya Barış Gücü’nün orda bulunması asla ve asla Rusya’nın orda gücünü artırması anlamına gelmemeli. Tabii ki, Rusya bunun için uğraşacak, ama Moldova’da ve artı Ukrayna’da gelişen süreç; özellikle Ukrayna’nın en son küçük çaplı operasyon düzenleyerek Lugansk ve Donetsk’te birkaç köyü işgalden kurtarması Karabağ’da başlayan sürecin devamı niteliğindedir. Bir de şunu dikkate almalıyız ki, Karabağ topraklarının işgalden kurtarılması yeni bir askeri ve siyasi düzenin başlangıcıdır. Bu süreci bölgeyi Rusya’nın etki alanından kurtarmak adına yapılan taaruzun ilk adımı olarak ta okuyabiliriz. Fakat biz daha başlangıç noktasındayız, bu sürecin bitmesine daha çok var. Olayların bitme noktasına gelinceye kadar Ortadoğu’da, Moldova’da, Ukrayna’da, Gürcistan’da Rusların etkisinin kırılması var daha. Bu sürecin hemen öyle biranda biteceğini de söylemek akılkarı olmayacaktır, zira, bu süreçte önemli olan doğru yol almak olacaktır. O yüzden ABD ve Avrupa Birliği’nin öncülüğünde bu süreci yönetecek olan ülkelerin de bu süreçte aktif olmaları da çok önemlidir. Krabağ’ın işgalden kurtarılması sürecinde biz bu devletlerden ikisinin desteğini açık bir şekilde gördük. Bunlardan birisi bölgede en önemli söz sahiplerinden bir tanesi olan Türkiye, diğeriyse İsraildir. Her iki devletin de faktik olarak bu defa Rusya’ya karşı birarada olmalarını aslında Rusya etkisinin azaltılmasına yönelik bir faaliyet olarak değerlendirebiliriz.

-Rusya bölgeden uzaklaşacak olursa, özellikle ABD’deki yemin töreninden sonra bölgede nasıl bir değişiklikler beklenebilir?

-Rusya’nın bölgeden uzaklaşması öyle bir olay değil ve olamaz da. Karabağ toprakları nasıl otuz sene sonra işgalden kurtarıldıysa, Rusya da Güney Kafkasya’dan ya da genel olarak bölgeden hemen hemen o süreye yakın bir süre içinde uzaklaşacak. Bunun için ciddi bir siyasi süreç lazım olacaktır. Tabii ki, Rusya’nın şuan ekonomik ve savaşları yürütecek askeri gücü var ve şunu da unutmamalıyız ki, Rusya kendi siyasi gücünü değilm de, çoğu zaman askeri gücünü kullanıyor. Onun bölgeden uzaklaştırılması sürecine Moldova’dan ve Ukrayna’dan başlanılması gerekiyor. Gürcistan’da bulunan Güney Osetya ve Abhazya şuanda maalesef önemli olarak kabul edilmiyor ki, bunun da kendine özgü nedenleri bulunmaktadır. Bana kalırsa, Biden yemin töreninden sonra ABD başkanlığının ilk birinci yılında Rusya’yı tehdit ederek yıldırma politikalarıyla başlayacak  olaylara. Ama Rusya bu yıldırma politikalarına nasıl tepki verecek, bu da çok önemli. Bence, yaptırımlarla biryerlere varılmayacağını anlayan Biden daha farklı ve daha ağrı yol haritası izlemek zorunda kalacak. Kuşkusuz, burda direk ABD Rusya savaşından bahsedemeyiz, ama Ukrayna’yı ciddi anlamda silahlarla temin ederek aynen Karabağ’da olduğu gibi Donetsk, Lugansk bölgelerini işgalden kurtarma olasılığı mümkündür. Çünkü Karabağ’da Azerbaycan’ın uyguladığı savaş taktikleri ve teknikleri dünyada yeni dönem savaş teknolojilerinin başlatılmasına olanak tanıdı. Ukrayna’nın toprakları işgal edildiğinde Ukrayna çok zayıf bir devletti, devrimler sonrasıydı, ülkede ciddi kaos ve anarşi kol geziyordu, fakat şuan toparlanan, yeni bir özgüvenle çalışma içine giren Ukrayna yepyeni bir nefesle, özellikle Biden’den sonra verilecek destekle yeniden o toprakları işgalden kurtaracağından eminim. Tabii ki, bu süreç sürecek, fakat şimdilik Kırım’ın ilhaktan geri alınması biraz zor olacak, şimdilik bu konu biraz gündem dışında kalacak. Fakat Biden’in yemin töreninden sonra Moldova’dan ve Ukrayna’dan o bölgelere konuşlanmış Rus barış gücünün oralardan çıkarılması bizi tüm Doğu Avrupa’yı etkileyecek bir sürece sürükleyecektir ki, bunun da sonuçlarını yaşayarak göreceğiz.

-Türkiye NATO ilişkileri Karabağ’da ve diğer bölgelerdeki dondurulmuş ihtilaflarda kendisni nasıl belli edecek? Sizce, azacık bile olsa Türkiye NATO’dan uzaklaşabilir mi?

-Bilindiği üzere Türkiye NATO’nun önemli stratejik müttefiklerinden birtanesi. Aynı zamanda NATO’da ikinci en büyük askeri güç olarak ta biliniyor. Şuan NATO’yu zaten ayakta tutan en büyük güç var ki, onlardan birisi ABD, diğeriyse Türkiyedir. ABD genel anlamda askeri ve siyasi oluşumu, Türkiyeyse askeri kanadı ayakta tutuyor. Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması demek Rusya’nın Avrupa’nın doğusunu komple işgal etmesi anlamına gelmektedir ki, bu da kabuledilecek bir durum değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması demek NATO’nun stratejik güvenliğinin tehdit altına girmesi demektir ki, NATO da bunu çok iyi biliyor. Tabii, bugün AB’le Türkiye arasında bazı konularda anlaşılmazlıklar mevcuttur ki, bunun başında Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan’ın ve bu şımarık çocuğa destek veren başta Fransa olmak üzere bazı devletlerin oluşturduğu yapay engeller geliyor. Fransa’nın hıncını anlayabiliriz: zira Fransa Afrika’da, özellikle de Libya’da ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye yenildi ve bu yenilginin acısını da Yunanistan gibi provakatif bir devlete destek verip Türkiye’yi küçük düşürerek çıkarmnak istiyor. Fakat AB üyeleri devletler de çok iyi anlıyorlar ki, Türkiyesiz NATO, NATO’suz da Türkiye geleceği çok ta aydınlık olmayan bir denge anlamına gelmektedir. Bu açıdan değerlendirdiğimiz zaman bence, Türkiye asla NATO’dan uzaklaşmayacak, zira onun uzaklaşması demek büyük bir trajik sürecin başlangıcı demektir. AB’nin en önemli iki garantörlerinden birisi Türkiyedir, Türkiye’nin bu kurumda kalması demek Türkiye üzerinden AB’ye gelebilecek tehditlerin, başta mülteciler olmak üzere, önünün açılması demektir. Bu durumsa AB’nin yokolması demektir. O yüzden ben Türkiye’nin NATO’dan ayrılacağına inanmıyorum. Zaten şuan NATO üyesi olan Türkiye artık dondurulmuş ihtilafların çözümüne katılıyor, hem de aktif biçimde katılıyor. Bu sorunlardan birisi de artık dondurulmuş ihtilaf konumundan çıkmış bir sorun olan Karabağ sorunudur ki, Karabağ sorunun çözümünde Türkiye, dolayısıyla NATO da bulundu ve bu sorun kırkdört gün içinde çözüldü. Demek ki, neymiş, dondurulmuş ihtilafların çözümü öyle zor değilmiş. Şimdi Ukraynayla da imzaladığı anlaşmalar Türkiye’nin gelecekte bu ihtilafta da aktif şekilde görev almasına olanak sağlıyor. Ve biz çok isteriz ki, Türkiye gerek AGİT üyesi olarak, gerekse de NATO üyesi olarak bu süreçte yer alsın. Biz şunu da unutmamalıyız ki, şuan Rusya’nın tek şansı Putin’in Rusya’nın devlet başkanı olmasıyla alakalıdır. Ama bir şeyi de unutmamalıyız ki, Putin kalıcı değil ve Rusya’nın bu işgalci tutumundan bıkan devletler de bu ülkeyle ilgili politikalar üretiyorlar, bu politika da Rusya’nın güçsüzleşerek tekrar kaos ve anarşi dönemine geri dönmesine neden olacaktır. Bu açıdan önümüzdeki yıllarda Türkiye daha büyük bir sorumluluk üstleneceğine inanıyorum. Bu sorumluluk Türkiye’yi dondurulmuş ihtilafların oluşmamasında da aktif görev almağa yöneltecektir.

Türkçe konuşan ülkelerin ortak silahlı birliklerin kurulması olasılığına bakışınız nasıl? Bundan sonra olabilir mi ki, Batı Rusya’nın bölgede olan gücünü etkisiz hale getirmek için Türkçe konuşan ülkelerin silahlı birliklerinin oluşumunu görmezden gelsin?

-Türkçe konuşan ülkelerin arasında ortak silahlı birliklerin oluşturulması projesi tabii ki, gündemde olan bir konudur, bu asla ve asla Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin güvenliğine tehdit unsuru değildir. Bu tam tersi Rusya için tehdit oluşturmaktadır. Öyle bir birliğin oluşumu Azerbaycan’ın ve Türkiye’nin öncülüğünde gerçekleşecektir, kimi zaman Kazakistan da bu sürece katılacaktır. Diğer Türkçe konuşan ülkelerin bu birliğe katılımı Rusya’nın etki alanında bulunan devletler olmaları dolayısıyla hiçbir olumlu ya da olumsuz katkı sağlamayacaktır, ben şahsen buna inanmıyorum. ABD her zaman Rusya ve İran dengesinin ortasında herzaman yeni bir dengenin oluşumunu istiyor ve herzaman da isteyecek, zira, düşmana karşı yapılmış olan tüm ittifaklar ileride çalışacak güçler hükmündedirler. O yüzden böyle bir ittifağın oluşumu ABD’nin ya da AB’nin ulusal güvenliği açısından tehdit unsuru değildir ve olamaz da.

Ankarabaku

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ