Ankara Bakü

Sınır Tanımayan Gazetecilerin çirkin hedefleri bir kez daha ortaya çıktı

Sınır Tanımayan Gazetecilerin çirkin hedefleri bir kez daha ortaya çıktı

Muşfig Alasgarlı: Sınır Tanımayan Gazeteciler, İkinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycanla ilgili algı operasyonu yürüttüler.

Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan ve demokratik gelişme yoluna girdikten sonra, dünyanın önde gelen tüm uluslararası kuruluşları, kendilerinin demokrasi, insan hakları, ifade ve ifade özgürlüğü için çalıştıklarını iddia edenlerin hemen hepsi ülkemize geldi ve burada faaliyet gösterdi. Azerbaycan, Avrupa’dan gelen herkesi içtenlikle kucakladı ve onları misyonlarının icracısı olarak kabul etti. Ama ne yazık ki, zamanla bu örgütlerin bazılarının yalanları gün yüzüne çıktı ve demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğünün bahane olduğu belli oldu.

Azerbaycan Gazeteciler Sendikası başkanı Muşvig Alasgarli, Rupor’a verdiği demeçte bunları söyledi.

Alasgarli bu örgütlerin manipülatif amaçlarla oluşturulduğunu ve büyük güçlerin çıkarları doğrultusunda faaliyet gösterdiğini söyledi. Azerbaycan’ın da onlardan uzaklaşmak ve işbirliğinden kaçınmak zorunda kaldığını belirten sendika başkanı Sınır Tanımayan Gazeteciler’in de bu örgütlerden birisi olduğunu dile getirdi. Sadece Sınır Tanımayan Gazeteciler değil, aynı zamanda Freedom House, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve diğer örgütler de hizmet ettikleri ülkelerin politikalarına göre gerektiğinde tek merkezden koordine edilebilirler, hedef alırlar, suçlarlar ve herhangi bir devleti görmezden gelirler: “O anki siyasi duruma göre hareket ediyorlar. Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Ermenistan ve çıkarları olan diğer ülkeler, demokratik olmayan süreçlere göz yumarken, diğer ülkelerde at gözlüğüyle var olmayan gerçekleri uydurup listeleyen olaylara bakıyorlar. Deneyimler gösteriyor ki, davaları demokrasi, ifade özgürlüğü, insan hakları değil, farklı çıkarlar, farklı ilkeler onlar için önemli olan husus bu. Binlerce kilometre ötedeki Azerbaycan’da en küçük ayrıntıyı bile araştırıyorlar, gerçekleri yanlış olarak yorumluyorlar, bağlamından koparıyorlar ve hatta gerekirse gerçekleri çarpıtıyorlar, ama ofislerinden yüz metre ötedeki olaylarla ilgilenmiyorlar. Paris’te ve Washington’da araştırmaları gereken pek çok sorun var, ama görmezden geliyorlar. Örneğin iki gün önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Paris’teki bir galerinin sahibine ve kendisini fotoğraflayan bir gazeteciye fotoğrafını çektiği için dava açtığı bildirildi. Bu Macron’un medyaya karşı açtığı ilk dava değil, ancak üç yıl önce benzer bir dava açmıştı (https://www.rfi.fr/en/france/20170815-macron-sues-photojournalist-invasion-privacy). Sınır Tanımayan Gazeteciler, Freedom House, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü’ne bir göz atın. Hayır, ilişkileri yok. Geniş anlamda Fransa Cumhurbaşkanı Macron, tarihe ifade özgürlüğüne ve demokratik değerlere karşı çıkan bir başkan olarak geçiyor. Cumhurbaşkanlığı döneminde ifade özgürlüğünü ve demokratik değerleri kısıtlamaya yönelik pratik adımlar atıldı. Örneğin, Kasım 2020’de Paris’te demokratik değerlerin korunması, konuşma ve ifade özgürlüğünün yer aldığı “Özgürlük Yürüyüşü” düzenlendi. Eyleme tüm önde gelen Fransız ulusal medya kuruluşları – SNJ (Ulusal Gazeteciler Sendikası), CGT, CFDT katıldı. Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu ve Medya Özgürlüğü Endeksi gibi uluslararası gazeteci örgütleri eylemi destekledi. Yaklaşık 10 bin medya ve STK temsilcisi ile sosyal ağ kullanıcısının katıldığı eylem, Fransız parlamentosunda görüşülen “Küresel Güvenlik Yasası” ve “Ulusal Polis Programı”nın kabul edilmesini engellemeyi amaçlıyordu. Örgütlere göre, yasa tasarıları ifade özgürlüğünü kısıtlamayı, daha doğrusu gazetecilerin bir kerelik susmasını amaçlıyor. “Fransa’nın Güvenliği için Yeni Zorluklar” bağlamına dayanan proje, medya ve ifade özgürlüğüne aykırıdır. Kitlesel olaylar, mitingler, gösteriler ve protestolar sırasında polisin fotoğraflarını ve videolarını çekmek, mitinglerin dağıtılması sırasında şiddete ilişkin yayınlar yapmak suç olacaktır. Bu yasaklar sadece profesyonel olmayan haber yapımcıları – sosyal ağ kullanıcıları için değil, aynı zamanda profesyonel medya temsilcileri için de geçerlidir. Yasa, bir polis operasyonunu filme alan veya fotoğraflayan herhangi bir gazetecinin tutuklanmasına, izlenmesine veya mahkemeye gönderilmesine izin verecek. Aynı zamanda, ihlal edenler 45.000 Euro’ya kadar para cezasına çarptırılabilir veya bir yıl hapis cezasına çarptırılabilir.

Macron hükümeti, medya camiasının protestolarını dikkate alıp projeleri iade etmeye çalışmak yerine, “Özgürlük Yürüyüşü”ne katılanları polis mührü ile karşıladı ve kana buladı; Yüzlerce protestocu yaralandı ve tutuklandı (https://europeanjournalists.org/…/france-concerns…/).

Uluslararası gazeteci örgütlerinin temsilcileri, bir sapan gibi, sorunu Fransız İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ile görüşerek çözmeye çalıştı, ancak içişleri bakanı katılımcılara yapıcı olmayan, kaba ve kabinenin dışında davrandı. (https://europeanjournalists.org/blog/2020/11/27/france-tramples-on-press-freedom/).

 Mushvig Alasgarlı, bu bağlamda haberlerin sayısının yüzlerce olduğuna inanıyor. Aynı zamanda bu konuda yeterince gerçeği göstermenin mümkün olduğunu da dile getiriyor: ‘‘Ancak sorun, bu gerçeklerin hiçbirinin Sınır Tanımayan Gazeteciler, Freedom House, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü, CPJ veya IMS’nin günlük haber akışlarında veya yıllık raporlarında yer almamasıdır. Aksine, yıllık raporları Fransa’yı dünyanın en yüksek konuşma ve ifade özgürlüğüne sahip ülkelerinden biri olarak gösteriyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in Paris’teki karargahının konumunun onu bağladığını ve yerel koşulları hesaba katmaya zorladığını varsayabiliriz. Ancak bu arada, Sınır Tanımayan Gazeteciler ve onun ağı, Fransa ile birlikte, Ermenistan gibi bir dizi başka ülkeye karşı aynı tavrı sergiliyor. Ermenistan’daki olaylar da aynı ilkelerle gizleniyor, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in günlük haber akışında, yıllık raporlarda açıklamalarında yer almıyor. Son zamanlarda, Ağustos ayında, Ermenistan’daki Bilgi Özgürlüğü Merkezi başkanı Shushan Doydoyan, devlet kurumlarındaki medya çalışanlarının akreditasyon koşullarının değiştirildiğini ve demokratik olmadığını belirten bir açıklama yaptı. Yeni koşullar, bağımsız düşünceye sahip gazetecilerin, özellikle ülkenin parlamentosunda, devlet kurumlarına girmesini imkansız hale getiriyor. Yeni karar güvenlik faktörleriyle ilgili olsa da asılsız vb. (https://news.am/arm/news/660773.html // https://www.rferl.org/a/armenia-journalists- engellenmiş-parlamento /31429031.html). Ermenistan Gazeteciler Sendikası Başkanı Satik Seyranyan daha önce sert bir açıklama yaparak ülkede ifade, ifade, medya ve internet özgürlüğünün kısıtlandığını belirtti. Bakın, arayın, bu ve benzeri haberleri Sınır Tanımayan Gazeteciler’in web sitesinde bulacaksınız. Sınır Tanımayan Gazeteciler’e bununla da kalmıyor, somut bir örnek olarak veriyoruz: Freedom House, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve ağdaki diğer kuruluşlar da konuya aynı şekilde yaklaşıyor. Fransa, ABD ve Ermenistan bu konuda sessiz kalırken, Azerbaycan, Türkiye ve diğer hedef ülkeler topçu ateşi altına giriyor.’’

 STK başkanına göre hedeflerinde belirli ülkeler var, sadece hedef ülkeleri takip ediyorlar, en küçük olayda kampanya yürütüyorlar. Amaç, kaydedilen olayın sonuçlarını ortadan kaldırmak veya ihlal edenin haklarını geri getirmek değildir. Amaç, asıl önemli durumu görmezden gelmek ve taleplerini kabul etmektir. Freedom House, bu yıl Mart ayında Medya Özgürlüğü Endeksi’ni ve 21 Eylül’de İnternet Özgürlüğü 2021 raporunu yayınladı. Rapora göre Azerbaycan 35 puanla internetin bedava olmadığı ülkeler arasında yer alıyor. İnternetin ücretsiz olduğu ülkeler arasında Ermenistan’a 71 puan verdi. Örgüt, Mart ayında yayınlanan bir raporda da aynı pozisyonu aldı. Ermenistan’ı konuşma ve ifade özgürlüğünü sağlamak için yarı özgür bir ülke ve Azerbaycan’ı özgür olmayan bir ülke olarak nitelendirdi: “Sınır Tanımayan Gazeteciler bugünlerde de aktif.

Bütün bunlar tesadüfi değildir. Sınır Tanımayan Gazeteciler resmi destekçilerini internet sitesinde duyurdu. Fransız Dışişleri, İçişleri ve Savunma Bakanlıklarını seçti (https://rsf.org/en/our-supporters). Ne yazık ki, böyle bir “destek”, faaliyetlerinde kendini göstererek, onu siyasi duruma uygun hareket etmeye zorluyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler, İkinci Karabağ Savaşı sırasında Fransa’nın Azerbaycan’a karşı tutumunu yineledi. Örneğin, İkinci Karabağ Savaşı (44 gün savaşı) sırasında Sınır Tanımayan Gazeteciler Azerbaycan’ı yanlış tanıtmaya çalıştı. İddiaya göre, Azerbaycan’ı “80 gazeteciyi kuşatmak ve onların Hankendi’den sağ salim ayrılmalarını engellemekle” kınadı. Yanlış, heyecanlı bilgiler yaydı. Bu süre zarfında RSF, Ermenistan’dan ve yurtdışından gazetecilerin Azerbaycan silahlı kuvvetleri tarafından savaş bölgesinde kasten ateşe verildiğine dair çeşitli açıklamalar yaptı. O sırada Azerbaycanlı gazeteciler Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından saldırıya uğradı. RSF bu konuda herhangi bir bilgi yayınlamadı.

Bugün bu örgütler aktif olarak Azerbaycan’a karşı kampanya yürütüyorlar. ABD, Fransız liderliğiyle eş zamanlı hareket ediyor. Azerbaycan karşıtı öneri, ABD ve Fransa’nın Ermenistan büyükelçilerinin açıklamaları, Freedom House ve Sınır Tanımayan Gazeteciler’in paralel raporları… Bu eşzamanlılık tesadüfi değil.’’

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ