Ankara Bakü

Türk kültürü, her etnik grubun potansiyelini daha da geliştirmesi için imkanlara sahiptir- Azerbaycanlı düşünce adamı

Türk kültürü, her etnik grubun potansiyelini daha da geliştirmesi için imkanlara sahiptir- Azerbaycanlı düşünce adamı

Prof. Dr. Ahmet Gaşemoğlu’nun  Türk birliğinden korkanları sakınleçdırmek ve bu birliği kötü niyetle kullananların önüne geçmek için önerileri

III  bölüm

                Şimdi Rusya, Ermenilerin Türk karşıtı bir kampanya yürüttüğü çok önemli mekan. Biz – bilim adamları, gazeteciler, diaspora kuruluşları, iş adamları vb. Rusya’da daha doğru bir fikir yaymaya çalışmalıyız. Rusların ve Türklerin birliği, hem Rusya’nın hem de Türk dünyasının geleceği için bir zorunluluktur. Şunu yine de küreselleşme süreci talep ediyor. Rusya’nın “Büyük Petro’nun vasiyetleri” ile inşa politikası ilkelerine göre yaşama tarzının limitleri çoktan dolmuştur. Şimdi dünyadaki düzen değişmiştir. Şimdiye kadar faydalı olan fikirlerin gelecekte tam tersi bir etkiye sahip olacağı açıktır. Çünkü şimdiye kadar Kafkasya’da hegemon bir devlet olma, Azerbaycan topraklarını kendi özel mülkiyeti olarak dağıtma fırsatları artık tükenmiştir. Şimdi Azerbaycan’a kuvvet uygulandığında, tüm Türk dünyası, İslam dünyasının bazı kısımları, açık fikirli ve vicdanlı bazı Batı ülkeleri ve başka ülkeler tarafından sert bir tepki ile karşılaşmaktadır. Hatta Rusya içindeki Türk halklarında da yankı oluşturuyor. Bu nedenle, gelecekte Türk halklarıyla iyi ilişkiler Rusya’nın güçlenmesine ve ilerlemesine hizmet edebilir. Zhirinovsky gibi insanların bu fikirleri anlamasını sağlamaya çalışmalıyız.

Ayrıca ülkelerimizde Türkçülüğün özünü daha doğru ve detaylı anlatmalıyız. Bu alanda bazı karışıklıklar görülmektedir. “Türk” kelimesine karşı hala bir miktar tepki var. Böyle bir durumda, diğer şeylerin yanı sıra, “etnik köken”, “milliyet”, “insan” kavramları hakkında net bir düşünce şekillenmemiştir. Buna bir son vermeliyiz. Yirminci yüzyılda gelişen bir dizi sosyoloji dalı, özellikle yapısalcılık teorisi, bu kavramları açıklığa kavuşturmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle, etnik kökenin temelde genetik bir ortaklık, genetik bir yakınlık olduğu herkes için açık olmalıdır. Aynı etnik kökene sahip insanlar farklı kültürlerden olabilir. Milliyet kavramı, manevi yakınlığı ifade eder. Doğrusu bazı siyaset bilimcilerin, filozofların ve etnografların şu anda bu kavram üzerinde yüz numara oynamaktadırlar. Ancak çok dikkat ettiğimizde milliyetin manevi yakınlığı ve ortak ahlaki değerleri ifade ettiğini göreceğiz. Bana göre farklı etnik grupların temsilcileri ortak ahlaki değerlerin temsilcileri ise, o zaman onların  milliyetleri aynı demektir.  Büyük Atatürk’ün meşhur “Ne mutlu Türküm diyene!” ifadesi de bu fikri ifade etmektedir. Büyük önder Haydar Aliyev’in ortaya attığı “bir millet, iki devlet” fikri de bunu doğruluyor. Etnik mensubiyete saygılı davranmak, onların tarihi ve kültürü üzerine araştırmalara geniş yer vermek ve demin etnik mensubiyetin kaybolmamasına çalışmak gerekmektedir. Bu her milletin daha hızlı gelişmesi için de gereklidir. Ünlü Amerikalı bilim adamı  William Ross  Ashby tarafından ileri sürülen “gerekli çeşitlilik yasasından” ve sosyal psikoloji biliminin bir dizi hükmünden, sistem teorisinden, herhangi bir sosyal sistemin hızlı bir şekilde gelişmesi için belirli bir çeşitlilik gerekmektedir. Aksi takdirde, diğer etnik gruplara tepeden bakan ve ülkeyi onlardan temizleyen Ermenistan’da olduğu gibi ahlaki erozyon kaçınılmazdır.

Ülkedeki tüm etnik grupların modern dünyada daha rahat yaşaması için ortak ahlaki değerlere herkes tarafından eşit derecede değer verilmesi gerekir. Ortak değerlerimiz bayrağımızın renklerine yansımaktadır. En önemli değerlerimiz de Türk değerleridir. Bu değerler, ülkedeki ana etnik gruplar olan Türkler kadar, Lezgiler, Talışlar, Kürtler, Sahurlar, Avarlar, Buduklar vb. etnik gruplar için de kıymetli olmalıdır. Ne de olsa her bir etnik kültürün temsilcisi, ülkemizde Türk dünyasının – geleneklerimizin, günlük hayatımızın, folklorumuzun, yazılı edebiyatımızın, müziğimizin – mugamımızın, aşık edebiyatımızın, pop müziğimizin, halk oyunlarımızın etkisi altında yaşayıp-yaratmakta, faaliyet göstermekte, kendilerini ifade etmektedirler. 

 Türk kültürü, her etnik grubun potansiyelini daha da geliştirmesi için imkanlara sahiptir. Azerbaycan devletinin izlediği milli politika bunun için her türlü imkânı sağlıyor. Türk kültürünü yerli kültür olarak kabul etmek, ülkemizi daha da güçlendirecektir. İşte o zaman düşmanlar etnik farklılıkları kullanarak ülkede çatışma yaratamayacaklardır.

 Aynı zamanda “Türk’ün Türk’ten başka yok!” sloganını samimi bir tavırla kenara bırakarak, “hakikat yolunun yolcusu Türk dünyanın tüm ilerici güçleri, hakikat yolunda olanların dostudur!” sloganın potansiyelini kullanmalıyız. Bu düşünce, İkinci Karabağ Savaşı’nda bize dostça davrananlar tarafından da doğrulandı.

Artık Türk dünyası, önümüze koyduğumuz asıl hedefin kendi kaderimiz yolunda hareket ederek, dünyanın ilerlemesine katkıda bulunmak olduğuna tüm dünyayı ikna etmelidir. Kendi gücümüz ve potansiyelimiz için Allah’a şükretmeliyiz ve kimseyi korkutmamalıyız. Biz Ermenilerin uydurduğu hayali bir kültürün değil, yeryüzünün ve modern medeniyetin mimarlarından biri olan Türk kültürünün temsilcileriyiz. Şimdi bu kültürün potansiyelini, yeryüzünde uyumlu ilişkiler ve barışın yaratılmasına hizmet etmek için kullanmak istiyoruz. Bunu pratik çalışmamızla kanıtlamalıyız.

Birinci ve ikinci bölümü okumak için tıklayınız…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ