Ankara Bakü

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr.Birol Çetin: Konuyla ilgili bugün ülkemize ve tarihimize yöneltilen ithamlar, tarihin bilimsel yöntemlerine dayanmayan, politik temelli yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr.Birol Çetin: Konuyla ilgili bugün ülkemize ve tarihimize yöneltilen ithamlar, tarihin bilimsel yöntemlerine dayanmayan, politik temelli yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır.

-Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen «1915 Olayları Uluslararası Konferansı»nda Türk Tarih Kurumunun konu ile ilgili 117 yayını olduğunu söylediniz. TTK Başkanı olarak bu çalışmalar esasında sonuç olarak konu ile ilgili ne görüşünüz var?

-Gerek Kurumumuz tarafından yapılan bu yayınlar, gerekse başka kurum, kuruluş ve kişilerce yürütülen çalışmalar elbette ki konuyu farklı yönleriyle ele almaktadır. Zira sorunun başta tarihi, siyasi, toplumsal olmak üzere birçok boyutu söz konusudur. Yine de kısaca vurgulanması gereken sonuç şudur: Konuyla ilgili bugün ülkemize ve tarihimize yöneltilen ithamlar, tarihin bilimsel yöntemlerine dayanmayan, politik temelli yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. Tarihsel kaynakların bilimsel ve tarafsız bir tutumla incelenmesi sonucunda, Osmanlı Devleti’nin almış olduğu tehcir kararının herhangi bir millete yönelik menfi bir tutum nedeniyle değil, savaş döneminde devlet güvenliği için alınan bir karar olduğu açıkça görülecektir. Bu çerçevede, Osmanlı Devleti, kendi güvenliği doğrultusunda hareket etmiş, fakat tehcirin de güvenli bir şekilde icrası için bir mekanizma tesis etmeye çalışmıştır. Buna rağmen tehcir sırasında yaşanan olumsuz hadiselerde ihmali görülenler devlet tarafından ihtar edilmiş, hatta cezalandırılmıştır. Ayrıca, dönemde tüm Ermenilerin tehcire tabi tutulmadığı, üst düzey devlet görevinde bulunan Ermenilerin de mevcut olduğu bilinmektedir. Kısaca hal böyleyken, Osmanlı Devletini soykırımla itham etmenin tarihsel hiçbir dayanağı olamayacağı, bugün sürdürülen ithamların Türkiye karşıtı politikalar için sadece bir araç haline getirildiği ortadadır. Bizim çağrımız, tarihi meselelerin siyasi parlamentolarda ve lobilerle istismarı değil, kaynaklar ışığında ve bilimsel yöntemlerle tartışılmasıdır.

-Konu ile ilgili mevcut  yeni çalışmalarınız var mı?

-Türk Tarih Kurumu görev tanımı itibarıyla Türk ve Türkiye tarihini her yönüyle inceleme, araştırma ve sonuçlarını yayımlamak ile mükelleftir. Bu kapsamda, diğer birçok konu gibi, 1915 Olaylarına dair çalışmalarımız da sürmektedir. Konuyla ilgili yeni kitapların basılmasına, daha önceden basılmış eserlerin yeni baskı ya da tercümelerinin yayımlanmasına devam edilmektedir. Yine küresel salgının şartlarına göre, ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılar icra edilecektir. Bugün, salgın koşullarının da etkisiyle, 1915 Olaylarına dair sosyal medya içeriklerinin hazırlatılması ya da konunun uzmanlarıyla yapılan görüşmelerin dijital kanallardan kamuoyunun bilgisine sunulması planlanmaktadır.

-1915 Olayları Uluslararası Konferansında Rusya’dan Olek Kuznetsov şöyle demiştir: «1915 Olayları ile ilgili Rusya, Ermenileri desteklediği için kaybetti. Bu bağlamda Rusya ve Türkiye’nin ortak çalışacağı konular vardır. Rusya ve Türkiye bilim camiasının büyük bir iş birliğine ihtiyacı vardır.» Bu iş birliğini nasıl gerçekleştirilebilir?

-1915 Olaylarının mukayeseli ve taraf olan ülkelerin arşivlerinin karşılaştırmalı biçimde okunarak çalışılması elbette faydalı olacaktır. Oleg Kuznetsov da, 1915 yılındaki Ermeni olaylarının Türk ve Rus akademi dünyasının ortak çalışmasıyla bu güne kadar hiç ele alınmadığını ifade etti. Bunun nedenlerini biraz düşünmek gerekir. Rus akademi dünyasının da söyleyeceklerini duymak isteriz doğrusu. 

-Söz konusu konferansta, askeri tarihçi Mesut Uyar 1915 Olaylarının askeri tarih açısından yeterince incelenmediğini belirtmiştir. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?!

-I. Dünya Savaşına ait birçok alt konu askeri tarih ve savaş tarihi bağlamında incelenmişken 1915 Olaylarının I. Dünya Savaşı içerisindeki konumu kasten göz ardı edilmektedir. Savaş sırasında belirli bölgelerdeki Ermenilere yönelik alınan bir tedbir, sanki Osmanlı İmparatorluğunun, savaş ortamının dışında normal bir vakitte aldığı bir tedbir olarak anlatılmakta ayrıca,  belirli bölgelerdeki Ermeni nüfusunu ilgilendiren bu tedbirler İmparatorluğun tüm coğrafyasını kapsıyormuş gibi anlatılmaya çalışılmaktadır. Savaşın tarihi seyri içerisinde Anadolu’nun yeri, Osmanlı İmparatorluğunun savaştığı cepheler ve bu cephelerle bağlantılı olarak 1915 Olaylarına götüren süreci anlamaksızın, ayrıca I. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan nüfusun kompozisyonunu, yaşadığı bölgeleri dikkate almaksızın olayları doğru bir şekilde anlamak ve anlatmak mümkün olmayacaktır. Yine I. Dünya Savaşı esnasında savaşan diğer devletlerin kendi sınırları içerisinde benzer uygulamalarının olup olmadığına bakmadan 1915 Olaylarının yaşandığı dönem ve dönemin şartlarını anlamak kabil gözükmemektedir.

Sevil Hilalkızı Ünal

APA Haber Ajansı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ