Ankara Bakü

Uluslararası güvenlik uzmanı: ‘’ Ankara Karabağ konusunda net bir tavır ortaya koymalı’’

Uluslararası güvenlik uzmanı: ‘’ Ankara Karabağ konusunda net bir tavır ortaya koymalı’’

Muhabirimizin Türk Barış gücünün adeta Karabağ’da Persona non grata ilan edilmesinin nedenleriyle ilgili sorusu üzerine uluslararası güvenlik uzmanı Farrukh Mammadov ankarabaku.com’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mammadov  Dağlık Karabağ’da askeri sürecin henüz bitmediğini, bunun nedeninin de bölgede askeri süreçle beraber zaten otuz senedir yürütülen politik bir süreç olduğunu belirtti. Uluslararası güvenlik uzmanı bu politik sürecin arkasındaysa kuşkusuz Rusya’nın yalnız olmadığını, ama Rusya’nın kendi çıkarları adına Ermenistan’da askeri ve ekonomik olarak varlığını, mevcudiyyetini sürdürdüğü için özellikle Sovyetler döneminden sonrası politik otoritesinin daha yüksek olduğunu sözlerine ekledi: ‘‘Fakat sözde bağımsızlığıyla beraber ki, o, tam da bağımsız değildi, ABD, Batı ve Avrupa Birliği kendi içinde bulunan lobi ve diaspor faaliyetleriyle beraber Ermenistan’ı tam takibi altına almağı başardı. Şimdi politik sürecin sonunda, yani son otuz senede Ermenistan’da oluşturulmuş bir Batı ve Avrupa siyasi gücü vardır. Batı ve Avrupa siyasi gücü Ermenistan’ı Rusya’dan politik anlamda tam koparmak adına meşru, ama aynı zamanda gizli bir savaş yürütmektedir. Bu savaşın arkasında tabii ki, Amerika yoktur, Avrupa Birliği, özellikle Fransa ve bazı artık örgüt haline gelmiş fonlar mevcuttur. Bu fonlar sadece Ermenistan için hesaplanmış bir politik destek yürütmüyorlar, bu fonlar aynı zamanda Dağlık Karabağ’ı, özellikle Azerbaycan ile Türkiye arasında oluşturulacak olan herhangi bir köprünün oluşturulmasına, yaptırılmasına engel olması için birbiriyle tarihi bağları olan iki Türk ve Müslüman devletin birarada bulundurmamaları için destek olan güçlerdir. Bu aslında ileriye yönelik büyük bir oyunun küçük bir Dağlık Karabağ formatıdır. Öte yandan, önemli olan diğer bir husussa, tabii ki, Fransa ve Rusya’nın Dağlık Karabağ’da özellikle kırkdört günlük savaş sonrası bazı konularda Avrupa Birliği’nin devredışı kalması, askeri süreçte bulunmaması, süreci tümüyle Azerbaycan ve Türkiye’nin zaferiyle sonuçlandırdı.’’

Burda Rusya’nın mesajının oldukça açık olduğunu söyleyen Mammadov Rusya’nın Dağlık Karabağ’a ve tüm Güney Kafkasya’ya Amerika, Fransa ve diğer devletlerin girmesine karşı olduğunu belirtti. Onun sözlerine göre Türk askerinin orda olması Rusya’nın istediği bir senaryo değildir ve bu senaryo Putin’in hiçbir dış politikasında öncelikli olamaz: ‘‘İlk kez Ukrayna ve Gürcistan’dan sonra Suriye’de ve Dağlık Karabağ’da Türkiyeyle anlaşmak zorunda kaldı ama, bu bile Avrupa ve Amerika ile anlaşmaya gitmeyen bir ülkenin Türkiyeyle anlaşmak zorunda kalması bir nevi NATO ülkesiyle anlaşmak zorunda kalması demektir. Öte yandansa bu Rusya için dış politikada oldukça utanç verici bir durumdur, Moskova bu konuyu böyle değerlendiriyor. Dağlık Karabağ’da tabii ki, Putin mevcuttur, Rusya mevcuttur, ama Türkiye ssenaryosu bizim hazırlamadığımız bir ssenaryodur ve Türkiye’nin orda bulunması, Moskova ve özellikle KGB ve askeri istihbarat politikası için berbat bir siyasi geleceğin başlamasıdır. Çünkü, bölgede Türkiye’nin varolması demek, bir NATO ülkesinin varolması anlamına gelmektedir ve hala Türk F16’ları Azerbaycan’dadır ki, bunlar da NATO envanterindedir. Bu da Rusya’ya bir diğer siyasi mesajın, yani buzdağının gözüken kısmıdır. Bugün kulislerde konuşulan bir diğer husussa Rusya’nın özellikle Fransayla gerçekleştirmiş olduğu telefon trafiğidir ki, bu da Dağlık Karabağ’da Türk askerinin mevcudiyetine karşı çıkmaktan ileri gelmektedir. Bu süreç içinde Putin Macron ikilisi Türk askerinin bölgede personanongrata, yani istenmeyen güç ilan etmek için uğraşacaklardır. Bunu tabii ki, Azerbaycan desteklemiyor, bunu bölgedeki Rus askerleri ve onların desteklemeği sürdürdükleri, hala silahlandırdıkları bir takım askeri militanlar ve onların politik merkezi olan Erivan yapmak istiyor.’’ 2021 yılında bu durumun  özellikle hızlanacağını söyleyen Mammadov kendilerinde olan bilgilere göre Şuşa civarında birkaç diversiyon operasyonu beklendiğini vurguladı. Mammadov Rusya’nın böylece olayı bölgede kalıcılığını sağlayacağı, yaklaşık yirmi otuz senelik kalıcı olabileceği bir anlaşmaya götürmek istediğini söyledi: ‘‘Zira, Putin kendinden sonraki dönemi de düşünmek zorunda. Rusya’nın Kafkasya’da kalıcı olması özellikle de Dağlık Karabağ’da kalıcı olması için Moskova ikinci bir uzatma anlaşmasını dayatmak için uğraşacak. Türk askerinin Rusya’nın kalıcı barış gücüyle beraber bulunması biraz da Ankara’nın nasıl direniş sergileyeceğiyle alakalıdır. Ki, zaten bugün Rusya bölgede Türkiye’ye mahkumdur ve Türkiye’nin de bunu çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Ama maalesef masada Türkiye’nin bu gücünü göremiyoruz. Bu da çok üzücüdür, çünkü Bakü artık bu konuda bir şey yapamaz, ortada Rusya var, ama Ankara bu konuda daha güçlü ve isterse 2300 kadar Türk askerinin bölgede yerleştirilmesiyle alakalı ciddi anlamda siyaset yapabilir. Bunu sağlayacak güce de sahiptir diye düşünüyorum ve inanıyorum ki, Rusya’nın bugün Avrupa Birliği ve özellikle ABD ile yaşadığı siyasi gerilimler Ankara’yı daha ciddi adımlar atmasına olanak tanıyacaktır. Ankara’nın böyle çekimser davranması kabuledilemez ve Ankara bu konuda daha net tavır koyması gerekiyor, çünkü Dağlık Karabağ’da kaybedilcek her küçük kara parçası Türkiye Azerbaycan ve ileride Rusya Azerbaycan arasındaki siyasi ve askeri ilişkilere çok ciddi zarar verebilir. Biden ABD başkanlık koltuğuna 20 Ocak’tan sonra oturacak ve hiç kuşkusuz Biden’in tutumu bellidir. Demokratlar Cumhuriyetcilerden çok daha farklı bakıyorlar olaya ve Biden’in seçim çalışmaları sırasında konuşmalarıyla Başkanlık koltuğuna oturduktan sonra yapacağı konuşmalar arasında mutlaka fark olacaktır. Biden Başkanlığı süresince ABD dış politikasına uygun davranacak ve asla hissi davranmayacaktır. Zira ABD’nin bir siyasi çizgisi mevcut, kimi zaman bazı versiyonlar üzerinde oynamış olsalar bile, genel olarak başkanlar asla bu siyasi çizginin dışına çıkamıyorlar. Fakat bence Biden’in Türkiye’den de beklentileri olacaktır mutlaka. Libya’da kaybettikleri için şimdi bu Yunan cephesinde Türkiye’yi sıkıştırmak istiyorlar. Bu bir nevi Türkiye için şantajdır. Maalesef bazı, özellikle Avrupa Parlamentosu içinde bulunan Türk karşıtı gruplar Türkiye’nin Karabağ’dan çekilmesi için baskı uyguluyorlar. Bu mesajın diğer bir yanı da kendilerinin her an dinsel bağlantılarını kullanarak Rusyayla anlaşabilecekleri tehditidir. Bu politikanın yürütülmesi sürdürülecek, bu açıdan baktığımızda Ankara Karabağ konusunda net bir tavır ortaya koymalı. Şimdilik Ankara’nın eli güçlü, fakat masada sergilemesi gereken iradeyi şimdi de sergilemesi çok önemli. Tabii, bazı önemli konular var ki, bunlar da Türkiye’nin bir az çekimser davranmasına neden oluyordur, amma bence Türkiye’nin cesur davranması lazım. Sahada yeterince güçlü olan Türkiye kuşkusuz Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycanla beraber sahada da güçlü, baskıcı davranmak zorundadır.’’

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ