Ankara Bakü

Uluslararası ilişkiler ve dış politikada Türkiye: almanak -2020

Uluslararası ilişkiler ve dış politikada Türkiye: almanak -2020

I yazı

İnternetin yaygın olarak kullanılmaya başladığı  yıllara kadar hemen her alanda geçmiş yılın değerlendirilmesi, önemli olayları “Almanak” adı altında yayınlanırdı. Hatta bazı yayın kuruluşlarının bu alanda yaptıkları çalışmalar yüksek kaliteli kağıtlara basılarak gösterişli kutular içerisinde dağıtımı yapılırdı. Yani almanak çıkarmak aynı zamanda bir prestij alemeti idi.    Almanak, bizim Saatli Maarif Takvimi’nin batıda kullanılan versiyonu olarak tarif edilebilir. Yani aslında gelecek yılın önemli meteorojik ve astroloji olaylarının gösterildiği bir takvim idi. Ancak zaman içerisinde geçen yılın değerlendirilmelerin yapıldığı aktiviteler de çeşitli konularda olmak üzere almanak adı altında toplanmaya başladı.  Dolayısıyla biz de 2020 yılını  uluslararası ilşikiler ve dış politika kapsamında Türkiye merkezli olarak değerlendirmeler ve 2021 yılı için bazı beklenti ve öngörülerde bulunucağız.

Öncelikle Türk Dış Politikası (TDP)’nın  genel bir değerlendirmesinden sonra; bölgesel gelişmeler ve ülkeler ile ilgili değerlendirmeler yapılacak, Türkiye ve Dünya’da 2020 yılına damga vuran önemli olayları belirtilecek ve daha sonra 2021 yılı ile ilgili düşüncelerimizi paylaşacağız.

TDP’nın Genel Olarak Değerlendirilmesi:

Öncelikle Covid-19 tüm dünyayı etkilediği gibi Türkiye’yi de başta ekonomi olmak üzere her alanda etkilemiştir.  Bununla birlikte TDP’nın 2020 yılında boyu çok uzamıştır. Türkiye; Azerbaycan’dan  Katar’a, Suriye’den Afrika’ya, Doğu Akdeniz’den Libya’ya kadar geniş bir coğrafyada  varlık göstermiş ve göstermeye devam etmektedir. Tabi burada boyunun uzamasından maksadımız, bu bölgelerde çözümsüzlük ve çatışmalar nedeniyle kaybedilen gayret, zaman ve kaynaklara yöneliktir. Özellikle bu politikada Doğu Akdeniz kilit bir rol pozisyonda bulunmaktadır. Çünkü Doğu Akdeniz ve Kıbrıs politikaları; başta Suriye ve Libya olmak üzere diğer bölgelerdeki gelişmeler için bir geçiş oluşturmaktadır. Bu bölgede başta Suriye, İsrail ve Mısır gibi ülkeler ile yapılacak yumuşama ve temas konuları TDP’nın boyunu kısaltacaktır.

T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından son iki yılda dış politika “Sahada ve Masada Güçlü Diplomasi” mottosu üzerine kurulmuştur.  Türkiye sahada özellikle Libya ve Kafkasya’da önemli gelişmeleri gerçekleştirmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri yurt dışında  kendisine tevdi edilen tüm görevleri yerine getirmiş, yani bir anlamda askeri hedeflere ulaşılmıştır.  Ancak siyasi hedeflere ulaşıldığı konusunda aynı konuları tam olarak  belirtemeyebiliriz. Bu nedenle  Türkiye diplomasi alanında sanki yeni açılım ve gelişmelere ihtiyaç duymaktadır.

Dış politikada 2020’ye damgasını vuran konulardan birisi de ayrışma konusudur. Maalesef ülkemiz dış politika konularında dahi ayrışmaktadır. Bunun nedeni ise iç politikadan gelmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de dış politika ve iç pollitika konuları arasında sıkı bir bağlantı vardır. Hatta iç ve dış politika için genellikle “siyam ikizi” kavramı kullanılır. Yani birisi olmadan diğeri yaşayamaz. Bir de dış politikada önemli olan konulardan birisi de “söylem” dir. Maalesef bu alanda problemler yaşanmaktadır. Çünkü yine iç politika kapsamında, dış politikada izlenen bu söylem konusu nedeniyle bazen ekonomimiz dahi zarara uğramaktadır.

Türkiye’nin 2020’de genel olarak dış politikada “hard  power-sert güç” kullanarak istediklerini aldığını belirtebiliriz. Yani TSK bu konuda başarılı olmuştur. Bu husus ile bağlantılı olarak TSK’nin Covid-19’un başlangıcından bugüne kadar uyguladığı harekat emniyeti tedbirleri ile, birliklerini koruması ve operasyon faaliyetleri ile başta NATO ve BM ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi önemlidir. Bu konu önemli  bir özellik olarak dikkat çekmiştir. Ancak kanatimizce artık “soft power-yumuşak güç” diplomasinin de kullanılma zamanı gelmiştir.

Yine bu dönemde dikkat çeken diğer bir konunun hem dış politika hem de kamu diplomasisi alanında Covid-19 koruyucu ekipmanları ile ilgili yapılan yardımlar olduğunu belirtebiliriz. Türkiye salgının başından itibaren yaklaşık 60’dan fazla ülkeye yardım etmiştir.

Bölgelere Göre Yaşanan Gelişmeler:

Suriye:

Fırat’ın doğusunda 2019 yılında gelinen durum stabil olarak devam etmektedir. Özellikle yılın ikinci yarısında PKK/YPG terör örgütü mensuplarının TSK birliklerine karşı saldırı faaliyetlerinde artış olmuş, bunun sonucunda çok sayıda PKK/YPG terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiştir. ABD’nin Deyr-i Zor bölgesinde PKK/YPG ile ilgili faaliyetlerinde bir azalma meydana gelmemiştir.  Türkiye Barış Pınarı bölgesinde müstakil olarak adeta BM DDR(Silahsızlanma-Terhis-Yeniden integrasyon) ve yeniden inşa faaliyetlerini uygular gibi bir hayli proje geliştirmiştir. Belki bu konu ileride Suriye’nin tümü için uygulanabilecek DDR faaliyetleri için de model olabilir.

Fırat’ın batısı ise doğusuna göre daha olaylı geçmiştir. Öncelikle Şubat ayı içerisinde M4 karayolunun güneyinde bulunan gözlem noktalarında 34 askerimiz bölgede bulunan uçaklardan açılan ateş ile şehit olmuştur. Maalesef askerlerimizi şehit eden uçakların milliyeti hala tespit edilmemiş veya kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Ancak basında çıkan haberlere  baktığımızda Suriye veya Rus uçağı  olabileceği yönünde çıkarım yapılabilir. Bu olayın akabinde Soçi’de yapılan görüşmelerden sonra M4 karayolu üzerinde Türk- Rus ortak devriyeleri icra edilmeye başlanmıştır.

Bunun yanında yıl içerisinde Fırat’ın batısındaki yerleşim yerlerinde patlamalar yaşanmıştır. Bu da bize özellikle İblid bölgesinin halen terör örgütleri kontrolünde olduğu kanaati uyandırmaktadır. Zaten İdlib için “Küçük Afganistan” terimi de kullanılmaya ve basında yer almaya başlamıştır. 2020 yılının sonuna doğru M4 karayolu güneyinde bulunan gözlem noktalarının M4 kuzeyine ve İdlib-Afrin arasına çekilmeye başladığı yönünde haberler çıkmaya başlamıştır. Muhtemelen  önmüzdeki  günlerde bu konu ile ilgili ayrıntılı açıklamaların yapılacağı umulmaktadır.

Yılın son günlerinde Suriye Hükümeti tarafından Lübnan ve Ürdün’deki kamplarda yaşayan Suriye vatandaşlarının dönüşü ile ilgili bir çağrı yapıldığı basında yer almıştır. Bu  önemli bir konudur, Türkiye’de bulunan sığınmacıları da ilgilenmektedir. Çünkü Türkiye’ye yakın Fırat’ın batısındaki kamplarda, örneğin şu anda dünyanın en büyük sığınmacı kampı durumuna gelen Atme kampında 1,5 milyondan fazla insan olumsuz şartlarda yaşamaktadır. 

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs:

Doğu Akdeniz’de artık hem Türkiye hem de KKTC’nin hak menfaatlerinin korunacağı yönündeki kararlılık tüm dünyaya gösterilmiştir. Özellikle petrol araştırma; petrol arama ve askeri gemileri ile ilgili Yunanistan ve Türkiye’nin karşılıklı NAVTEX ilanları   dikkat çekmiştir. Daha önce bir nevi askeri angajman kuralı olarak kullanılan NAVTEX uluslararası ilişkiler literatür ve diplomasi uygulamalarında yeni bir boyut ve araç olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve GKRY özellikle AB’yi konuya dahil etmeye çalışmış ve bir ölçüde de başarılı olmuşlardır. Özellikle Fransa, başta Afrika ve Libya’da politikalarının Türkiye ile çakışması nedeniyle Doğu Akdeniz politikasına dahil olmuş ve her fırsatta Türkiye’nin karşısındaki kampta yer almıştır.

Kasım 2019’da Türkiye ve Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırılması anlaşmasının bir benzeri 6 Ağustos 2020’de Yunanistan ve Mısır arasında imzalanmıştır. Türkiye ve Libya arasında imzalanan anlaşma 02 Ekim 2020 tarihinde BM Genel Sekreterliği tarafından kayıt altına alınmıştır. Aslında BM kuruluş amaçları (102nci madde) doğrultusunda şeffaflık ilkeleri gereği kayıt altına alınan bu anlaşma maalesef Türkiye’de yanlış anlaşılmış veya bazı kesimler tarafından adeta bir zafer gibi yansıtılmıştır. Ancak aynı çevreler 23 Aralık 2020’de Yine BM genel Sekreterliğinin Yunanistan ve Mısır arasında yapılan benzer anlaşmanın kayıt altına almasını gözardı etmişlerdir. Sonuç olarak Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasındaki uygulamalarının başarılı olduğu ve amacına ulaştığını söyleyebiliriz.

Kıbrıs’da KKTC ile birlikte atılan Kapalı Maraş’ın kısmen açılması hamlesi ve 18 Ekim’de yapılan seçimler sonucunda iki devletli çözümü savunan Sn. Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi önemli gelişmeler olarak göze çarpmaktadır.

Libya:

Türkiye’nin Temmuz ayında BM tarafından meşru Libya Hükümeti olarak tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)’ne verdiği destek sonucunda, UMH, Hafter güçlerine karşı büyük bir zafer kazanmış ve Hafter tarafından ateşkes istenmiş ve Sirte-Cuffra hattı esas olmak üzere ateşkes ilan edilmiştir. Ateşkes Türkiye’nin dayatmasıyla Hafter yerine Meclis Başkanı Akil Salih-UMH Başbakanı Serrac arasında imzalanmıştır.  Daha sonra Ocak ayında yapılan Berlin görüşmeleri kapsamında ele alınan 55 maddelik plan uygulanmaya başlanmıştır. Aslında bu plan Libya’da kalıcı barış, ekonominin canlandırılması ve ülkenin yeniden inşasını, yani bir nevi BM DDR süreci konularının uygulanmasını  öngörmekteydi. Bu kapsamda çeşitli adımlar atılmış, hatta ülke yeniden legal petrol ihracına dahi başlamıştır.

Libya ile ilgili dikkat çekici olay şudur. Cenevre’de 23 Ekim’de taraflarca yapılan kalıcı ateşkes anlaşmasına göre üç ay içerisinde ülkede bulunan yabancı savaşçılar ve askeri birliklerin ülkeyi terk etmesi de belirtilmektedir. Hatta daha önce askeri birliklerin eğitimi konusunda yapılan analaşmaların da askıya alınacağı yine bu anlaşmada vurgulanmıştır. Bu süreç Türkiye’nin de desteklediği bir süreçtir.  Türkiye Aralık ayının son günlerinde meclisten Libya’ya asker gönderilmesi ile ilgili tezkereyi 18 ay daha uzatmıştır. Bu karara Hafter tarafından hemen tepki verilmiştir. Yılın son günlerinde MSB Sn. Akar komuta heyeti ile birlikte Libya’ya giderek incelemelerde bulunmuş ve Hafter’i sert biçimde uyarmıştır. Akabinde Libya’da Hafter’e destek veren Mısır da hemen Libya’ya bir heyet göndererek buna cevap vermiştir.  Libya’da Fransa, Mısır, BAE leri Türkiye’nin karşısında yer alırken, Rusya ile son zamanlarda, ABD, İtalya, Malta ile açık bir işbirliği olmasa da  en azından çatışmayan bir politika izlenmektedir.

Libya’da cevap bekleyen sorular, 2020 Ocak ayında Kara Harp Okulu öğrencilerine ve Mitiga havaalalanına yapılan saldırıların failleri ile ilgilidir.

Irak:

Irak’a sene başından itibaren yapılan Pençe operasyonları   Pençe ve Kaplan serisine dönüştürülerek  harekatlara devam edilmiştir. Bu operasyonlarda hedef PKK’nın Kuzey Irak Bölgesinde bulunan tali kampları ile ana kampı olan Kandildir. Zaten PKK Kandil’in ileride düşmesi durumunda alternatif olarak Sincar Dağını ana üs ve kamp haline getirme gayreti içindedir. Sincar Dağı konum olarak, PKK/YPG’nin hem Suriye hem de Irak’taki faaliyetlerini destekleyecek bir durumdadır. Büyük ihtimal Barış Pınarı bölgesine yapılan sızma girişimleri de buradan desteklemektedir. Ancak Sincar Dağı’nın hem Irak hem Türkiye hem de Suriye’ye dağlık kesimlerden  bağlantısı yoktur. Yani PKK şu anda burada  geçici olarak konuşlansa da uzun vadede burasını Kandil gibi kullanma durumu zayıftır.

Merkezi Irak Hükümeti ve Kuzey Irak Yönetimi ile yıl içerisinde ilişkiler geçen yıllara göre daha olumlu bir vaziyette seyretmiştir. Aralık Ayında Türkmen asıllı bir kadın Hiyam Nimet Mahmut Köprülü Irak Hükümetinde bakan olarak yer almıştır. Daha önceki adaylara  dışarıdan aday diye mesafeli yaklaşan Irak Türkmen Cephesi, bu atamayı memnuniyetle karşılamıştır.

Kafkaslar:

Dağlık Karabağ’da yaklaşık 27 yıldır bekleyen Azerbaycan, Ermenistan Devlet Başkanı Paşinyan’ın hesapsız saldırısı sonucunda, işgal altında olan toprakları ve Dağlık Karabağ’ın  büyük bir kısmını Ermenistan işgalinden kurtarmıştır. 27 Eylül günü Ermenistan’ın saldırısı ile başlayan savaş 55 gün sürmüş ve yine Ermenistan’ın teslim olmasıyla 10 Kasım’da ateşkes ilan edilerek sona ermiştir. Ateşkes anlaşması Rusya hakemliğinde imzalanmıştır. Bu nedenle Rusya bölgeye gönderdiği Barış Gücü askerleri ile ateşkesi izleyeceğini belirtmiştir. Anlaşmada her ne kadar açık olarak belirtilmese de Türkiye’nin de bölgeye bir miktar asker göndereceği ve Rusya ile birlikte, ortak harekat merkezinde olacağı anlaşılmıştır. Ermenistan ve Azerbaycan savaşı sonunda; kazananın birinci Rusya , ikincisinin ise Azerbaycan olduğunu söyleyebiliriz. Kaybedenler kulübünde ise Ermenistan ve Fransa’nın politikasına boyun eğen ABD ve AB belirtilebilir.   Bunun yanında Türkiye’nin de bölgede önemli bir güç olduğu teyit edilmiştir. İsrail Azerbaycan’a savaş süresince verdiği politik ve lojistik destek ile Azerbaycan nezdinde önemli bir duruma gelmiştir. İran ise denge politikası amaçlarken savaşın başında Ermenistan, daha sonra ise ülkesinde bulunan Azebaycan Türk’ü vatandaşlarının etkisiyle Azerbaycan lehinde açıklamalar yapmış, ancak durumu açıkçası tam olarak anlaşılamamıştır. Savaşın sonunda Türkiye ile ilgili önemli diğer bir nokta ise Laçin Koridoru’ndan yapılacak kara ve demiryolları ile Azerbaycan, Orta Asya hatta Çin ile direk bağlantının sağlanmasıdır.

Afrika Bölgesi:

Türkiye 2000 yılında başladığı Afrika açılımını, 2016’daki darbe girişiminden sonra hızlandırmıştır. Türkiye 2020 yılında Afrika ülkeleri ile ilişkilerini ekonomik, politik ve askeri alanda yürütmüştür. Özellikle Türkiye’de eğitim gören öğrenci ve akademisyenlerin sayısı ile , üst düzeyde yapılan karşılıklı ziyaretlerde bir hayli artış kaydedilmiştir. Somali ve Libya’daki askeri üsleri ile , ilgili ülkelere eğitim ve askeri destek de sağlanmaktadır. Daha önce Sudan Sevakin adasında açılacağı belirtilen deniz üssü ise şimdilik  ertelenmiş gibi durmaktadır. Zaten Türkiye’nin Fransa ile Doğu Akdeniz ve Libya’da karşı karşıya gelmesinin esas sebebinin Türkiye’nin Afrika kıtasındaki faaliyetlerinin Fransa’nın çıkarları ile çatışması olarak açıklanabilir.  En basit şekliyle, Fransa elektrik üretiminin %75’ini nükleer santrallerden sağlamaktadır. Bu santraller için gerekli olan nükleer yakıt da büyük oranda Fransa’nın Sahra Altı Afrika (SSA)’daki  eski sömürge ülkelerinden sağlanmaktadır. 

Yrd.Doç.Dr. M. Sadık AKYAR

KKTC Girne Amerikan Üniversitesi (GAU) Siyasal Bilimler Fakültesi,

 Uluslararası ilişkiler Bölümü Öğr. Üyesi

GAU Uluslararası Diplomasi Okulu ve Güv. Arş. Mrk. Direktörü

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ